|
28 - HALİD BİN VELİD
(Radıyallahü Anh)
Bir şişe
zehir
Peygamber Efendimiz,
Aliyyül Mürteza'yı,
Yemen'e gönderdi ki,
fetheylesin orayı.
Halid bin Velid’i de, bir
bölük asker ile,
Gönderip, buyurdu ki:
(Yardım eyle Ali'ye!)
Hazret-i Halid’in de
yardımı ile Yemen,
Pes ederek, islamı kabul
ettiler hemen.
Müseylemet-ül kezzab
çıkınca Yemame’de,
Onun ordusunu da dağıttı
bir hamlede.
Yirmibin adamını öldürdü o
hainin.
İkibin şehid düştü,
askerinden Halid'in.
Oradan da Hire’ye vardı
aynı hız ile.
Kalenin etrafını kuşattı
askeriyle.
Hire'nin valisiyle, kale
kumandanını,
Huzuruna çağırıp, verdi
talimatını.
Dedi: (Size teklifim iki
şeydir, biliniz.
Ya gelin iman edin, ya da
cizye veriniz.
Yoksa bir ordu ile geldim
ki bu yerlere,
Dövüşüp şehid olmak, zevk
verir bu erlere.)
Kumandanın elinde, gördü o
an bir şişe.
Buyurdu ki: (Nedir o,
yarıyor mu bir işe?)
Arz etti ki: (Ey Halid,
şiddetli bir zehirdir.
Zerresi, bir insanı
öldürmeye kafidir.
Arzumuz hilafına, sürersen
bir şart öne,
Bu şart ile dönemem
milletimin önüne.
Buraya gelir iken, aldım
bunu yanıma.
Gerekirse, içerek
kayacağım canıma.)
Aldı onun elinden o zehir
şişesini.
Besmele söyleyerek
içiverdi hepsini.
Onlar, şaşkın bir halde
döndü kale içine.
Dediler: (Rastlamadık biz
asla böylesine.
Öyle bir kumandandan aldık
ki talimatı,
Bir şişe zehir bile
öldürmüyor o zatı.)
Sonra gelip dediler: (Biz
cenge girmeyelim.
Ne kadar istiyorsan, size
cizye verelim.)
Kabul edip, oradan yürüdü
Şam yönüne.
Fethetti çok kaleyi, ne
çıktıysa önüne.
Lakin papazlar ile, bir
ordu topladılar.
İkiyüzkırk bin kişi,
Yermük’te toplandılar.
Kırkaltı bin kişiydi islam
mücahidleri.
Dövüşüp, şehidliğe can
atardı her biri.
Eşine rastlanmayan bir
cenk oldu Yermük’te.
Kâfirler, öldürmekle
bitmiyordu o günde.
Kâfir ölüleriyle doldu
Yermük ovası.
Kan gövdeyi götürdü,
yoktur mübalağası.
Üçbin kadar müslüman asker
de oldu şehid.
Galip geldi sonunda, yine
Halid bin Velid.
|