|
28 - HALİD BİN VELİD
(Radıyallahü Anh)
İman etmesi
Halid bin Velid der ki: (Velid'den
mektup aldım.
Okuyunca, sevinip bir
hayli duygulandım.
Artık yegane arzum, o
Server'e gitmekti.
Huzurunda diz çöküp, Ona
iman etmekti.
Düştüm bu iştiyakla Medine
yollarına.
Uğradım (Osman ibni Talha)nın
da yanına.
O da, iman etmeyi çok
istiyormuş meğer.
İkimiz, seher vakti yola
çıktık beraber.
Az sonra karşılaştık hem
de (Amr bin As) ile.
O da, aynı maksatla
gidiyormuş Resule.
Yolda ilerledikçe, bu
arzum fazlalaştı.
Medine’ye varınca, had
safhaya ulaştı.
Sevinç ve heyecanla
girince yanlarına,
O, güler yüzü ile bir
nazar etti bana.
Dedim: (Ya Resulallah,
ederim ki şehadet,
Allah birdir, sen dahi
Peygamberisin elbet.)
Buyurdu ki: (Rabbime
olsun ki hamd ve sena,
Bu saadet yolunu gösteren
Odur sana.)
Dedim: (Ya Resulallah, dua
buyurunuz da,
Affetsin Hak teâlâ beni
huzurunuzda.)
Buyurdu: (Öyle üstün
dindir ki islamiyet,
Önceki günahları tamamen
siler elbet.)
Osman bin Talha ile, Amr
bin As da, aynı gün,
İmanla şereflendi
huzurunda Resul'ün.
Bu üç namlı pehlivan,
Resul'ün huzurunda,
Sahabe-i güzinden oldular
en sonunda.
Buna, sahabiler de çok
memnun olmuşlardı.
Ve bunu, tekbirlerle açığa
vurmuşlardı.
Badema bu yiğitler, din ve
Allah yolunda,
Gayret edeceklerdi
Resulullah uğrunda.
Yine Mute cenginde,
Abdullah bin Revaha,
Şehid olup, kavuştu Allahü
teâlâya.
O dahi ayrılınca bu dünya
âleminden,
Koşup Sabit bin Ekrem,
sancağı kaptı hemen.
Ve Halid bin Velid'e
götürüp verdi derhal.
Dedi ki: (Emirliye sen
layıksın, bunu al!)
Almak istemeyince, arz
etti ki: (Ey Halid!
Çabuk al ki sancağı, çok
dardır zira vakit.
Sen, harbin usulünü bizden
iyi bilirsin.
Senin emir olmandır arzusu
hepimizin.)
Sonra, sahabilere dönerek
sordu hatta:
(Sizin fikirleriniz ne
yoldadır bu babta?)
Bilcümle mücahidler, arz
ettiler ki o an:
(Halid bin Velid olsun
başımıza kumandan.)
Bu durum karşısında,
islamın bayrağını,
Büyük bir hürmet ile aldı
ve öptü onu.
Ve atına atlayıp, hücum
etti küffara.
Yeniden kuvvet geldi cümle
müslümanlara.
|