|
28 - HALİD BİN VELİD
(Radıyallahü Anh)
Halid
nerelerdedir?
Resulullah, umrede
bulunduğu günlerde,
Velid ibni Velid’de vardı
o kafilede.
Resulullah, Velid'le
ederlerken hasbihal,
Ağabeyi Halid bin Velid’i
etti sual.
(Halid nerelerdedir?
Onunla kur bir temas.
Onun, islamiyet’i
bilmemesi olamaz.
Keşke iman etmekle o da
şereflenseydi.
O kahramanlığını islamda
gösterseydi.)
Zaten bunu, Velid de
isterdi pek ziyade.
Zaman zaman mektuplar
yazardı bu mealde.
Bildirince Resul'ün bu
sözlerini dahi,
O da islamiyet’e meyletti
bizatihi.
Bu halini, kendisi anlatır
ki sonradan:
Bana bu saadeti, Rabbimiz
etti ihsan.
Resul'ün sevgisini,
yerleştirdi kalbime.
Bu sevgi sebep oldu benim
saadetime.
Halbuki Ona karşı yapılan
her savaşta,
Bulunup, onlar ile cenk
etmiştim en başta.
Ama ben, her savaştan
geriye döner iken,
Haksız olduğumuzu
anlıyordum yakinen.
Hatta kendi kendime
diyordum ki: (Muhammed,
Bir gün gelir, muzaffer
olacak bize elbet.)
Galip geleceğini, mutlaka
biliyordum.
Her harpten, bu hislerle
ayrılıp geliyordum.
Yine Hudeybiye’ye
geldiğinde bir kere,
Yanlarına sokuldum zarar
vermek üzere.
Zira bendim Kureyş'in
süvari komutanı.
İyi hatırlıyorum malesef
ben o anı.
Bizden emin şekilde,
güvenerek Rabbine,
Namaz kıldırıyordu
Sahabe-i güzine.
O gün çok telaşsızdı
Allah’ın Sevgilisi.
Yoktu hem etrafında
muhafızı, bekçisi.
Atımı, üstlerine sürdümse
de kaç kere,
At ileri gitmeyip, sıçradı
gerilere.
Bundan çok duygulandım,
düşündüm ki o zaman:
Hak teâlâ bu zatı koruyor
her zarardan.
O ara, kardeşimden bir
mektup geldi bana.
Diyordu ki: (Ne zaman
geleceksin imana?
Peygamber Efendimiz seni
sordu Vallahi.
Buyurdu ki: İslama
girseydi Halid dahi.
Bizim saflarımızda
yapsaydı kahramanlık.
Biz de onu, kıymetli, hem
de üstün tutardık.
Resul böyle istiyor,
geçmemiştir iş işten.
İman et de, kendini kurtar
sonsuz ateşten.)
Velid'in mektubunu mütala
eyleyince,
İman etme arzusu bende
arttı iyice.
Resul'e gitmek için acele
ediyordum.
Onun muhabbetiyle yanıp
tutuşuyordum.
|