|
27 - HAMZA BİN
ABDÜLMUTTALİP (Radıyallahü Anh)
Onun gibisini
görmedim
O Server, Medine'de
asayişi sağlamak,
Ve düşmanın halini tahkik
edip anlamak,
Maksat ve gayesiyle
seriyyeler emretti.
Yani küçük askeri
birlikler tertib etti.
Müşrikleri, ticari ve
iktisadi yönden,
Zayıflatmak için de, bir
tedbir aldı hemen.
Bunun için Suriye dış
ticaret yolunu,
Kesmek için, gönderdi bir
seriyye kolunu.
Otuz kadar Eshaba, emir
verdi o ara.
Ve Hazret-i Hamza’yı
başkan yaptı onlara.
Buyurdu ki: (Kork
yalnız Allahü teâlâdan.
Ve emrin altındaki erlere
iyi davran.
Yalnız Allah yolunda bu
gazaya çıkınız.
Allah’ı tanımayan küffarla
çarpışınız.)
Yine Uhud harbinde,
müşriklerden iki er,
Müminler tarafından hemen
öldürüldüler.
Biri de seslenerek
müslümanlardan yana,
Kendine çok güvenip, er
istedi meydana.
Halbuki biraz önce,
kendisine güvenen,
İki müşrik, anında
öldürülmüştü hemen.
Zübeyr bin Avvam ile,
Allah arslanı Ali,
Henüz öldürmüşlerdi mağrur
iki kâfiri.
Bu da, gururlanarak yine
er isteyince,
Hazret-i Hamza çıktı
karşısına hemence.
Kaldırdı kılıcını, hiç
fırsat vermeyerek.
Sonra, öyle çaldı ki ona
(Allah!) diyerek,
Giydiği o çelik zırh, tam
ikiye bölündü.
Sancak yere düşerken,
kâfir de düşüp öldü.
Bu, üçüncü müşrikti anında
öldürülen.
Dördüncüsü yürüdü meydana
sonra hemen.
Yine Uhud savaşı
kızışmıştı iyice.
Çarpışırdı taraflar olanca
güçleriyle.
Lakin kalabalıktı küfr
ordusu o vakit.
En az dört müşrik ile
çarpıştı her mücahid.
O gün Hazret-i Hamza,
tekbirler getirerek,
Saldırırdı düşmana
beyitler söyleyerek:
(Ben, harplerde Allah’ın
arslanıyım!) diyordu.
Önüne çıkanları, vurup
deviriyordu
Safvan ibni Ümeyye, onu
gördü bir ara.
Ve sordu (O kim?) diye
yanında olanlara.
Müşrikler dediler ki: (O
dediğin, Hamza'dır.
Her iki elinde de bir
kılıçla savaşır.)
Safvan, hayret içinde
dedi: (Ben, bugüne dek,
Görmedim onun gibi bir
savaşçı, gözü pek.)
|