|
27 - HAMZA BİN
ABDÜLMUTTALİP (Radıyallahü Anh)
Yol açın
kendisine
Peygamber Efendimiz, bir
gün el kaldırarak,
Şöyle niyaz eyledi Rabbine
yalvararak:
(Ya Rabbi, şu bir avuç
fakir, garip müminler,
Sana iman getirmiş
kullardır hepsi birer.
Halas et sen bunları,
kâfirlerin şerrinden.
Kurtar bu müminleri korku
ve endişeden.
Şanı yüksek biriyle
kuvvetlendir bu dini.
Sevindir nusretinle, bu
bir avuç mümini.)
O anda nazil oldu Cebrail
yeryüzüne.
Müjde getirmiş idi
Allah’ın Resulü'ne.
Dedi: (Ya Resulallah, sen
bir dua etmiştin.
Rabbinden, bu din için
yardımcı istemiştin.
Kabul etti Rabbimiz senin
o dileğini.
Bir kimseyi seçti ki,
sağlam eder bu dini.
Rabbimiz buyurdu ki:
(Ey benim meleklerim!
Bir araya toplanıp, emrime
kulak verin.
Saf çekin Beytullahtan, ta
Erkam'ın evine.
Bekleyin, elinizde nurdan
tabaklar ile.
Dul olan hatunlara odun
taşımak için,
Kendini Habibime siper
etmesi için,
Bir kimseyi seçtim ki,
Ömer'dir onun namı.
Takviye ederim ben, onun
ile islamı.
Düşüp onun önüne, yol açın
kendisine.
Cennet cevherlerini saçın
onun üstüne.)
Az sonra, heybet ile geldi
Ömer bin Hattab.
Silahlı geldiğini gördüler
cümle Eshap.
Onu böyle görünce, korkuya
kapıldılar.
Hemen Resulullahın
etrafını sardılar.
Lakin Hazret-i Hamza dedi:
(Ey ehl-i iman!
Gelen bir kişidir ki,
kuvvetliyiz biz ondan.
Eğer hayra geldiyse, hoş
geldi, büyük devlet.
Eğer şerre geldiyse, şu
kılıç kâfi elbet.
Zira o, kılıcını çekmeden
henüz daha,
Başını, şu kılıçla
uçururum bir anda.)
Sonra çıktı kapıya, etti
ki şöyle hitap:
(Sen, ne zannediyorsun
bizi ey ibni Hattab?
Biz, Abdülmuttalib'in
evladıyız, güçlüyüz.
Bi-iznillah demiri
çiğneyip püskürtürüz.
Ar ve namus uğruna,
akmıştır çok kanımız.
Resulullah uğruna fedadır
canlarımız.
Zafer bulacağını eğer
zannediyorsan,
Aldandığını bil de, geri
dön, git buradan.)
İşitti Resulullah
Hamza’dan bu sözleri.
Buyurdu ki: (Yol verin,
giriversin içeri.)
Tebessüm buyurarak
istikbal etti o an.
Buyurdu: (Bırakınız,
ayrılınız yanından!)
Girdi hazret-i Ömer,
kılıcı omuzunda.
İmanla şereflendi Resul'ün
huzurunda.
|