|
27 - HAMZA BİN
ABDÜLMUTTALİP (Radıyallahü Anh)
İntikamını
aldım
O kâfirler, Resul'e
yapınca böyle eza,
Zevcesi kanalıyla duydu
hazret-i Hamza.
Pür hiddet kâfirlerin
yanına geldi hemen.
Kılıcı omuzunda, yayı
elindeydi hem.
Kâfirler, gördü onun
silahlı geldiğini.
Korku sardı bir anda
hepsinin kalplerini.
Ebu Cehil, herkesten önce
verdi beyanat.
Dedi ki: (Ben eyledim,
kimsede yok kabahat.)
Haykırdı ki: (Ey zalim, ne
idi ki sebebi,
O şerefli kimseye yaptın
bu eziyeti.
Yeğenim olduğunu bilmez
misin ey alçak!
Kendisine güvenen dokunur
Ona ancak.)
Elindeki o yayla vurarak
sonra birden,
Mel’unun kafasını yardı
birkaç yerinden.
Saldıracak idi ki Hamza’ya
diğerleri,
Mani oldu hemence, Ebu
Cehil kâfiri.
Dedi: (Dokunmayınız, Hamza
bunda haklıdır.
Bizim dün yaptığımız,
apaçık haksızlıktır.)
Hazret-i Hamza’nın da
müslüman olmasından,
Korkup, o kâfirlere böyle
dedi o zaman.
Geldi Hazret-i Hamza
oradan ayrılarak,
Allah’ın Resulü'nü Kâbe’de
buldu ancak.
Dedi ki: (Ey yeğenim,
aldım intikamını.
Vurup, yere akıttım Ebu
Cehl’in kanını.
Üzülme, müsterih ol,
bundan sonra o alçak,
Her zaman karşısında,
artık beni bulacak.)
Buyurdu ki: (Ey amcam,
sen iman etmeyince,
Ben müsterih olamam, mühim
olan bu bence.)
Dedi ki: (Peki oğul, ne
istersen yapayım.
Yeter ki, seni bugün biraz
rahatlatayım.)
Buyurdu: (Sen kalırsan
eğer küfür içinde,
Yarın yanar vücudun
Cehennem ateşinde.
Beni sevindirmeyi
istiyorsan sen şayet,
Peygamber olduğuma
etmelisin şehadet.)
Ve hemen kendisine, son
gelen âyetlerden,
Bir miktar okudu ki, şöyle
idi mealen:
(Yerlerde ve göklerde ve
bunlar arasında,
Ne varsa, hepsi Onun
mülküdür esasında.)
Dedi ki: (Ey yeğenim,
bizim, binbeşyüz kadar,
El ile yaptığımız bir sürü
putumuz var.
Hiçbirisi, bir karış yere
malik değildir.
Sen dersin ki, yer ve gök
cümlesi Rabbimindir.)
Ve hemen oracıkta getirip
şehadeti,
Kazandı böylelikle ebedi
saadeti.
Dedi: (kati olarak inandım
ki ben şuna,
Secde layık değildir o
Rab'dan başkasına.
İnandım ki, sen dahi Onun
Peygamberisin.
Bizleri, bâtıl yoldan
Hakk'a davet edersin.)
|