|
24 - EBU DÜCANE
(Radıyallahü Anh)
Kara olsun
yüzleri!
Uhud’da, müşriklerden Asım
bin ebi Avf da,
Harbe teşvik ederdi
küffarı bir tarafta.
Derdi: (Ey Kureyşliler,
biraz daha dayanın.
Muhammed’le savaştan,
sakın geri durmayın.
Asla kurtulmamalı Muhammed
bu savaşta.
Eğer O kurtulursa, ben
öleyim en başta.)
Kâfirleri, Resule
düşmanlığından sebep,
Öldürmeleri için teşvik
ediyordu hep.
Duydu Ebu Dücane kâfirden
bu sözleri.
Fırlayıp buldu hemen,
anında bu kâfiri.
Bir kılıç darbesiyle
başını kesti hemen.
Cehenneme gönderdi canını
ebediyen.
Mabed adlı bir kâfir,
almak için hıncını,
Arkadan, var gücüyle
salladı kılıcını.
Lakin Ebu Dücane, sezerek
bunu hemen,
Yere çöküp kurtuldu,
öldürücü darbeden.
Sonra kalktı o yerden,
gayet seri olarak.
Öldürdü o kâfiri, bir
kılıç savurarak.
Kureyş kâfirlerinin
gayeleri bir tekti.
O da, bir fırsat bulup
Resul'ü öldürmekti.
Ve lakin mücahidler,
etrafında Resul'ün,
Bir pervane misali
dönüyorlardı o gün.
Onun kılına bile zarar
gelmesin diye,
Can feda ederlerdi her
biri o Server'e.
Müşrikler, gurup gurup
hücum ediyorlardı.
Lakin Resulullaha
ulaşamıyorlardı.
Bedir’de de, o Resul, bir
avuç kum alarak,
Onları, kâfirlerin üstüne
savurarak,
Buyurdu ki: (Yüzleri
kara olsun küffarın!
Kalplerine korku sal ya
Rabbi sen onların.)
Sonra Eshaba dönüp, verdi
bir (Hücum!) emri.
Şanlı Eshap, bir anda
atıldılar ileri.
Tekbir sedalarıyla oklar
fırlatılmaya,
Taşlar, sonra mızraklar
başladı atılmaya.
O gün Hazret-i Hamza, iki
kılıç alarak,
Çarpışırdı, küffarı
birbirine katarak.
Hazret-i Ömer ile Allah
arslanı Ali,
Vuruşurlardı o gün, birer
arslan misali.
Sa’d bin ebi Vakkas bir de
Zübeyr bin Avvam,
Kâfirleri şaşkına
döndürüyorlardı tam.
Abdullah bin Cahş ile hem
de Ebu Dücane,
Savaşıyorlar idi kavi ve
çevikane.
Her sahabi, geçilmez birer
kale olmuştu.
Ve tekbir sedaları âlemi
doldurmuştu.
Allahü teâlânın varlığı ve
birliği,
Kâfirlerin beynine, inerdi
balyoz gibi.
Resulullah (Ya Hayyü ya
Kayyum!) diyerekten,
Allahü teâlâya yalvarırdı
yürekten.
|