|
21 - CAFER-İ TAYYAR
(Radıyallahü Anh)
Hadid suresi, 10.cu âyetinde, eshab-ı kiram için mealen: (Onların hepsine
Hüsna’yı, yani Cenneti vadettik) buyuruluyor.
Onlar şehid
oldular
Mücahidler Mute’de, savaş
yaptıkları an,
Resulullah, mescidde
bulunurdu o zaman.
Huzuruna çağırdı cümle
Eshabını da.
Lakin çok üzüntülü hali
vardı o anda.
Eshaptan bir tanesi, dedi:
(Ya Resulallah!
Canımız, herşeyimiz
fedadır sana Vallah.
Üzgün görünürsünüz, acaba
sebep nedir?
Size bakıp, biz dahi
oluruz müteessir.)
Peygamber-i zişanın
mübarek gözlerinden,
Gözyaşları akarak, buyurdu
ki cevaben:
(Beni üzen, Eshabın şehid
olmalarıdır.
Zira şu an Mute’de,
şiddetli bir harp vardır.)
O an harp meydanını,
gözleriyle görerek,
Eshabına, herşeyi anlattı
şöyle tek tek.
(Ey Eshabım, önce Zeyd
sancağı aldı ele.
Lakin şehid edildi düşman
mızraklariyle.
Cafer bin ebi Talip
sancağı aldı ondan.
Düşman ordularına saldırdı
hiç durmadan.
Çarpışıp şehid oldu o dahi
en nihayet.
Ona da nasib oldu bu
devlet ve saadet.
Yakuttan iki kanat
Rabbimiz verdi ona.
O, dilediği zaman
uçmaktadır her yana.
Ondan sonra sancağı, İbni
Revaha aldı.
Yalın kılıç düşmanın
ortalarına daldı.
Çarpışıp şehid oldu o da
nihayetinde.
Cennette oturuyor altın
taht üzerinde.)
Mübarek gözlerinden yaşlar
boşanıyordu.
Gözyaşları içinde sonra
şöyle buyurdu:
(Abdullah bin Revaha,
vakta ki oldu şehid,
İslamın sancağını aldı
Halid bin Velid.
Ya Rabbi, Halid senin
kılıcındır ki elbet,
Düşmanın karşısında,
Halid’e sen yardım et.)
Resulullah bunları,
Sahabe-i güzine,
Anlatıp, geldi sonra
Cafer’in hanesine.
Hanımı Esma Hatun, o gün
çocuklarını,
Yıkayıp, giydirmiş ve
tarardı saçlarını.
Peygamber Efendimiz, şehid
olan Cafer’in,
Yetim çocuklarını görmek
istedi ilkin.
Buyurdu ki: (Ey Esma,
Cafer’in çocukları,
Nerededir, sen şimdi bana
getir onları.)
Getirince kokladı, öpüp
bastı bağrına.
Mübarek gözyaşları aktı
yanaklarına.
Esma Hatun sordu ki: (Ya
Resulallah, niçin,
Onlara, yetim gibi muamele
edersin?
Yoksa beyim Cafer’e ve
arkadaşlarına,
Bir hal mi vuku buldu,
söyleyin lütfen bana.)
O hatuna cevabı, şöyle
oldu Resul'ün:
(Evet, şehid oldular ya
Esma onlar bugün.)
|