ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

21 - CAFER-İ TAYYAR (Radıyallahü Anh)

Hz. Zeyd’in şehadeti

 

Mute’de, hazret-i Zeyd verdi bir (Hücum!) emri.   

Mücahidler ok gibi fırladılar ileri.

 

Üçbin mücahid vardı, yüzbin kâfire karşı.

Başlamıştı tarihin en ibretli savaşı.

 

Otuz rum düşüyordu, o gün bir mücahide.

Buna rağmen kâfirler azalırdı gitgide.

 

Kılıçlar, şimşek gibi kalkıyor, iniyordu.

Her vuruşta, birkaç rum yere seriliyordu.

 

At kişnemeleriyle kılıç şakırtıları,

(Tekbir) sedalarıyla (Ah yandım!) nidaları,

 

Mute’de, asumana yükseliyordu o an.

Ve kan gölü haline geliyordu o meydan.

 

Her kılıç sallayışta, birkaç baş düşüyordu.

Müslümanlar, rumları ot gibi biçiyordu.

 

Zeyd bin Harise dahi, ordunun en önünde,

Düşmana, arslan gibi saldırırdı o günde.

 

Bir ara, düşmanların attığı birkaç mızrak,

Mübarek vücuduna saplandılar uçarak.

 

Sonra birkaç mızrak da giriverdi sırtından.

Delik deşik olmuştu vücudu Zeyd’in o an.

 

Böylece yere düşüp, hiç etmedi hareket.

Şehidlik rütbesine kavuştu en nihayet.

 

Lakin islam sancağı henüz yere düşmeden,

Cafer bin ebi Talip yetişip tuttu hemen.

 

Onun yerine geçip, sancağı kaldırarak,

Salladı kılıcını düşmana haykırarak.

 

Bir elinde sancakla, daldı küffar içine.

Gönderdi bir çoğunu Cehennem ateşine.

 

Bir yandan arslan gibi seri cenk ediyordu.

Bir yandan da Eshaba cesaret veriyordu.

 

Adeta şimşek gibi kılıç sallıyordu hem.

Kendinden geçmiş halde savaşırdı muhteşem.

 

Safları yara yara, içerlere dalmıştı.

Rumların ortasında, tek başına kalmıştı.

 

Kükremiş arslan gibi saldırırken küffara,

Kâfirler, bir kolunu kopardılar bir ara.

 

Hemen öbür koluyla sancağı kaldırarak,

Dalgalandırdı yine yukarlarda tutarak.

 

Kâfirler koparınca sonra öbür kolunu,

İki pazusu ile kaldırdı yine onu.

 

Kesik kolları ile bastırarak göğsüne,

İslamın sancağını düşürmedi o yine.

 

Fakat devamlı inen kılıç darbelerinden,

Şehadet rütbesine kavuştu çok geçmeden.

 

Sıcak kumlar üstüne serilirken cesedi,

Temiz ruhu Cennete uçuverdi ebedi.

 

İslamın sancağını, düşmeden mücahidler,

Tutarak, Abdullah bir Revaha’ya verdiler. 

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan