|
21 - CAFER-İ TAYYAR
(Radıyallahü Anh)
Hz. Zeyd’in
şehadeti
Mute’de, hazret-i Zeyd
verdi bir (Hücum!) emri.
Mücahidler ok gibi
fırladılar ileri.
Üçbin mücahid vardı,
yüzbin kâfire karşı.
Başlamıştı tarihin en
ibretli savaşı.
Otuz rum düşüyordu, o gün
bir mücahide.
Buna rağmen kâfirler
azalırdı gitgide.
Kılıçlar, şimşek gibi
kalkıyor, iniyordu.
Her vuruşta, birkaç rum
yere seriliyordu.
At kişnemeleriyle kılıç
şakırtıları,
(Tekbir) sedalarıyla (Ah
yandım!) nidaları,
Mute’de, asumana
yükseliyordu o an.
Ve kan gölü haline
geliyordu o meydan.
Her kılıç sallayışta,
birkaç baş düşüyordu.
Müslümanlar, rumları ot
gibi biçiyordu.
Zeyd bin Harise dahi,
ordunun en önünde,
Düşmana, arslan gibi
saldırırdı o günde.
Bir ara, düşmanların
attığı birkaç mızrak,
Mübarek vücuduna
saplandılar uçarak.
Sonra birkaç mızrak da
giriverdi sırtından.
Delik deşik olmuştu vücudu
Zeyd’in o an.
Böylece yere düşüp, hiç
etmedi hareket.
Şehidlik rütbesine kavuştu
en nihayet.
Lakin islam sancağı henüz
yere düşmeden,
Cafer bin ebi Talip
yetişip tuttu hemen.
Onun yerine geçip, sancağı
kaldırarak,
Salladı kılıcını düşmana
haykırarak.
Bir elinde sancakla, daldı
küffar içine.
Gönderdi bir çoğunu
Cehennem ateşine.
Bir yandan arslan gibi
seri cenk ediyordu.
Bir yandan da Eshaba
cesaret veriyordu.
Adeta şimşek gibi kılıç
sallıyordu hem.
Kendinden geçmiş halde
savaşırdı muhteşem.
Safları yara yara,
içerlere dalmıştı.
Rumların ortasında, tek
başına kalmıştı.
Kükremiş arslan gibi
saldırırken küffara,
Kâfirler, bir kolunu
kopardılar bir ara.
Hemen öbür koluyla sancağı
kaldırarak,
Dalgalandırdı yine
yukarlarda tutarak.
Kâfirler koparınca sonra
öbür kolunu,
İki pazusu ile kaldırdı
yine onu.
Kesik kolları ile
bastırarak göğsüne,
İslamın sancağını
düşürmedi o yine.
Fakat devamlı inen kılıç
darbelerinden,
Şehadet rütbesine kavuştu
çok geçmeden.
Sıcak kumlar üstüne
serilirken cesedi,
Temiz ruhu Cennete
uçuverdi ebedi.
İslamın sancağını,
düşmeden mücahidler,
Tutarak, Abdullah bir
Revaha’ya verdiler.
|