|
19 - KANBER
(Radıyallahü Anh)
İmtihan ettim sizi
Hazret-i Ali der ki:
(Dört kitabın içinde,
Bulunan bilgilerin,
bilirim hepsini de.
Tevrat, İncil, Zebur’da
var ise ne bilgiler,
Söylerim, onlar dahi
beni tasdik ederler.)
İbadetleri dahi öyle
fazla idi ki,
Her kişi yapamazdı onun
yaptığı gibi.
Yumuşak huylu idi, hiç
kızmazdı boş yere.
Şefkatli davranırdı
kendinden acizlere.
Hiddetli olsa bile
savaşlarda bir hayli,
Lakin sulh zamanında
yumuşaktı her hali.
Kanber adlı kölesi vardı
ki kendisinin,
O, severek yapardı
hepsini hizmetinin.
Bir gün, bu kölesini
çağırmak etti icab.
Seslendi, lakin ondan
gelmedi hiçbir cevap.
Daha yüksek ses ile
çağırdı onu yine.
Lakin yine bir cevap
gelmedi kendisine.
Halbuki bu sesleri, köle
işitiyordu.
Ve lakin bile bile hiç
cevap vermiyordu.
Hazret-i Ali ise düşünür
idi ki hep:
(Kanber cevap vermiyor,
dışarda yok mu acep?
Kapıda duruyordu halbuki
biraz evvel.
İşitmesi lazımdı bu
sesimi mükemmel.)
Yedi defa çağırıp, bir
cevap gelmeyince,
Allah arslanı Ali
meraklandı iyice.
Kanber’i bulmak için,
dışarı çıktı hemen.
Ve lakin çıkar çıkmaz,
dona kaldı hayretten.
Zira Kanber, dururdu tam
kapının önünde.
Üstelik de korkmadı hiç
onu gördüğünde.
Buyurdu ki: (Ey Kanber,
burada duruyorsun.
Ne için çağırmama bir
cevap vermiyorsun?)
Dedi ki: (Ey efendim,
duydum hep sesinizi.
Lakin cevap vermeyip
imtihan ettim sizi.
Baktım kızacak mısın ben
cevap vermeyince?
Kazandın imtihanı hiç
öfkelenmeyince.)
Buyurdu ki: (Ey Kanber,
iç yüzü şu ki işin,
Kolayca öfkelenmem
dünyalık şeyler için.
Lakin bu imtihana seni
teşvik edeni,
Kızdırmak maksadıyla
azad ettim ben seni.)
Onu, bu imtihana,
şeytan’dı teşvik eden.
Onu azad ederek şeytanı
üzdü hemen.
Hazret-i Ömer Faruk, bir
şey alsa çarşıdan,
Kendi taşır, vermezdi
kimseye hiçbir zaman.
Hizmetçisi dedi ki:
(Halifesiniz sizler.
Hafiflik verir size bu
gibi basit işler.)
Buyurdu ki: (Bir baba,
kazanıp helalinden,
Taşırsa aldığını,
kaybetmez kemalinden.
Hem de her adımına, alır
sevap ve ecir.
Hak teâlâ indinde, hatta
daha yücelir.) |