|
17 - ABDULLAH BİN CAHŞ
(Radıyallahü Anh)
Duası kabul oldu
Peygamber-i zişan’ın
kayınbiraderidir.
Eshaptan ilk müslüman
olanlardan biridir.
Kureyş kâfirlerinden çok
cefa gördü, fakat,
Yine de imanında eyledi
sabır, sebat.
(Açlık ve susuzluğa en
çok sabredeniniz.)
Diye metheylemişti onu
Peygamberimiz.
Şehid olmak arzusu
yatıyordu gönlünde.
Cenklerde çarpışırdı,
safların en önünde.
Uhud savaşında da
yanındaydı Resul'ün.
Ve hatta yiğitliğin
sembolüydü o ogün.
Bir sahabi diyor ki: O,
Uhud savaşında,
Hem de muharebenin henüz
daha başında,
Heyecanlı olarak, yanıma
geldi benim.
Dedi ki: (Ey kardeşim,
sana bir şey diyeyim.
Önce sen bir dua et,
âmin diyeyim sana.
Sonra da ben edeyim, sen
de âmin de bana.)
Anlaştık, ilk evvela ben
yaptım şu duayı:
(Ya ilahi, sen koru
Resul-i mücteba’yı.
Kuvvet ver benim dahi
bileğime, gönlüme.
En zorlu kâfirleri çıkar
benim önüme.
Cenk edip, birer birer
hepsini öldüreyim.
Sonra, gazi olarak geri
dönüp gideyim.)
O, bütün kalbi ile,
duama (Âmin) dedi.
Daha sonra kendisi şöyle
dua eyledi:
(Ya ilahi, küffardan sen
koru Resulünü.
Benim dahi koluma kuvvet
ver bu cenk günü.
En çetin kâfirleri
gönder benim karşıma.
Kuvvetle dövüşeyim
onlarla tek başıma.
Ve bu cenkte, şehidlik
rütbesine ereyim.
Bir daha ailemin yanına
dönmeyeyim.)
Buna âmin demeye, dilim
varmadı hemen.
Ve lakin söz vermiştim,
(Âmin) dedim mecburen.
Peşinden, ikimiz de
kılıçları çekerek,
Atıldık ileriye, (Allah
Allah!) diyerek.
Abdullah, son derece
çevik savaşıyordu.
Her önüne çıkanı, vurup
deviriyordu.
Daha sonra, kırıldı
kılıcı bir aralık.
Çok üzülüp dedim ki:
Savaşamaz o artık.
Ve lakin devam etti, hiç
ara vermeyerek.
Zira şehid olmaktı
gayesi onun bir tek.
Yaralandı son anda
muhtelif yerlerinden.
Kanlar fışkırıyordu
baktım ki her yerinden.
Lakin o, bakmıyordu
fışkıran o kanlara.
Son kuvvetine kadar
saldırdı o küffara.
Nihayet kan kaybından,
hiç kalmadı kuvveti.
Bir müşrikin okuyla
kazandı şehadeti. |