|
12
- BİLAL-İ HABEŞİ
(Radıyallahü Anh)
Asırlar ahalisinin en
hayırlısı, en iyisi,
benim asrımın -müslüman-
ahalisidir. -Yani
sahabe-i kiramın
hepsidir- Ondan sonra
ikinci asrın, ondan
sonra üçüncü asrın
müminleridir.
(Hadis-i şerif)
İlk ezan
Müminleri cami'e, namaza
davet için,
Belirli bir usul ve
işaret yoktu ilkin.
(Essalatü Cami'a!)
yalnız deniliyordu.
Bunu duyan müminler,
namaza geliyordu.
Peygamber Efendimiz,
Eshabıyla bu kere,
Bu hususu görüşüp,
eyledi istişare.
Kimisi (Çan çalalım)
dedi ise de, fakat,
Kabul buyurmadılar bunu
Fahr-i kainat.
Buyurdu: (Hıristiyan
adetidir bu yalnız.
Hiç münasip değildir
onlar gibi yapmamız.)
Kimi (Boru çalalım) diye
teklif ettiler.
Buyurdu ki: (Onu da,
çalıyor yahudiler.)
Kimi (Ateş yakma)yı
Resul'e teklif etti.
Buyurdu ki: (Ateş de,
mecusiler adeti.)
Bir kaçına, rüyada
öğretildi bu ezan.
Arz ettiler, beğenip
kabul etti o zaman.
Bilal-i Habeşi’yi
çağırıp huzuruna,
Ezan okumasını, vazife
verdi ona.
Var idi ki çok gür ve
pek tesirli bir sesi,
Ezana başlayınca,
ağlatırdı herkesi.
Resulullah mescitte,
eşine rastlanmayan,
Sohbet buyururlardı
Eshaba çoğu zaman.
Rabbinin bahşettiği
feyz-ü bereketleri,
Eshabının kalbine
akıtırdı ekseri.
Bu sohbet şerefine nail
olunca onlar,
Yüksek derecelere, bir
anda kavuştular.
Sohbet bereketiyle,
cümle Eshab-ı güzin,
Canlarını verdiler,
Resul-i zişan için.
Öyle çok sevdiler ki hem
de birbirlerini,
Canından fazla sevdi
birisi diğerini.
Öyle olmuşlardı ki onlar
bu muhabbette,
Methetti Hak teâlâ
onları çok âyette.
Resul’ün huzurunda,
dikkat ederlerdi hep.
Hiç hareket etmeden,
dururlardı pür edep.
Kuşlar, ağaç zannedip,
konardı üstlerine.
Onlarda kımıldama
olmazdı asla yine.
Peygamberlerden sonra,
böylece hepsi onlar,
Mahlukatın efdali, en
üstünü oldular.
Hepsinin derecesi, oldu
yüksek ve a’la.
Meth-ü sena eyledi
onları Hak teâlâ.
Mealen buyurdu ki:
(İlk iman edenlerden,
Muhacir ve Ensar'ın önce
gelenlerinden,
Ve bu yoldakilerden
razıdır cenab-ı Hak.
Onlar dahi Allah'tan
razıdırlar muhakkak.
Cennetler hazırladı
Allah bu kimselere.
Yarın huzur içinde,
girerler bu yerlere.
Bu Cennetler altından,
nehirler akmaktadır.
Bunlar, o Cennetlerde
sonsuz kalacaklardır.) |