ŞİİRLERLE MENKIBELER

ESHÂB-I KİRAM

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

10 - HAZRET-İ HASAN (Radıyallahü Anh)

Eshabıma dil uzatmakta Allahü teâlâdan korkunuz. Onları seven, beni sevdiği için sever. Onları sevmeyen, beni sevmediği için sevmez. (Hadis-i şerif) 

 

Cömertlik

 

İnsanların içinde, cömertlik bakımından,

Fahr-i âlem gibisi gelmedi hiç bir zaman.

 

Bir şey istendiğinde, katiyen (Yok) demezdi.

O şey var ise verir, yoksa cevap vermezdi.

 

Hazret-i Hasan ile, hem Hüseyin bir kere,

Abdullah bin Cafer’le çıktılar bir sefere.

 

Biraz sonra üçü de, yorulup acıktı pek.

Bir şeyler istediler bir kadından yiyecek.

 

Bir tek koyunu vardı, derhal sağdı sütünü.

Sonra onu keserek, doyurdu her üçünü.

 

Lakin bu kadıncağız, fakirleşti sonradan.

Geldi maişet için, Medine'ye bir zaman.

 

Gördü hazret-i Hasan, tanıdı o kadını.

Hatırladı hem onun o fedakârlığını.

 

Bin koyunla, bin altın vererek kendisine, 

Gönderdi sonra onu, hazret-i Hüseyin'e.

 

Hazret-i Hüseyin de, sordu ona o zaman:

(Ey hanım, neler verdi sana kardeşim Hasan?)

 

(Bin koyunla, bin altın hibe etti) deyince,

Emreyledi o dahi hizmetçiye hemence.

 

Bin koyun ve bin altın kadına verip hemen,

Abdullah bin Cafer'e gönderdi bekletmeden.

 

Sordu o sahabi de onların ihsanını.

Öğrenip, verdi o da kadına aynısını.

 

Bir gün hazret-i Hasan, evinde ağlıyordu.

Sebebi sorulunca, şöyle cevap buyurdu:

 

(Nasıl ağlamayayım, yazıklar olsun bize.

Yedi gündür misafir gelmedi hanemize.)

 

Hazret-i Hüseyin’le, yine hazret-i Hasan,

Henüz abdest almaya başladıkları zaman,

 

Benizleri sararır, korkudan titrerlerdi.

Onların bu halini gören hemen sezerdi.

 

Bazısı sorardı ki: (Ey Hasan, ey Hüseyin!

Siz abdeste kalkınca korkarsınız, ne için?)

 

Derlerdi ki: (Az sonra, namaza duracağız.

Düşünün ki o zaman, kimin huzurundayız.)

 

Hazret-i Hüseyin de kalkınca namaz için,

Adeta titriyordu üstünde seccadenin.

 

Derdi ki: (Kul dünyada, büyük hükümdarlardan,

Birine, bir derdini arz edeceği zaman,

 

Korkarsa, benim dahi Rabbimden istediğim,

Gizli dileklerim var, nasıl titremeyeyim.)

 

Namaz vakti gelince, hem de hazret-i Hasan,

Titrer ve şöyle derdi Allah’tan korkusundan:

 

(Allahü teâlânın dağlara arz ettiği,

Lakin dağların bile kabul eylemediği,

 

Kulluk emanetini tam yapmak üzereyim.

Bilmem ki layıkıyla yapabilecek miyim?)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan