|
10
- HAZRET-İ HASAN
(Radıyallahü Anh)
Resulullaha benzerdi
Aliyyül Mürteza’nın ilk
ve büyük oğludur.
Ve Resul-i zişanın
mübarek torunudur.
Ramazan-ı şerifte
tevellüd ettiğinde,
Dedesi, kucağına aldı
onu ilk günde.
Kendi terbiyesiyle
yetiştirdi, öğretti.
Bu, çok az kimselere
nasib olan devletti.
Bir gün hazret-i Hasan,
hazret-i Hüseyin’le,
Güreş tutuyorlardı
çocukluk günlerinde.
Resulullah Hasan’ı
teşvik buyuruyordu.
Fatıma merak edip,
Resul'e bunu sordu.
Dedi ki: (Babacığım,
Hasan’ı tutarsınız.
Acaba sebep ne ki böyle
davranırsınız?
Halbuki Hasan büyük,
Hüseyin küçüktür pek.
Daha uygun olmaz mı
küçüğe yardım etmek?)
Buyurdu ki: (Ey
kızım, doğrudur bu
dediğin.
Ve lakin Cebrail'den
yardım görür Hüseyin.)
Ebu Hüreyre der ki:
(Nerde görsem Hasan’ı,
Gözlerim yaşla dolar,
hatırlarım şu anı:
Şöyle ki, o, ufacık bir
masumdu, tertemiz.
Kucağına alırdı onu
Peygamberimiz.
Bakardım küçük Hasan,
minnacık elleriyle,
Oynardı dedesinin nurlu
sakallarıyle.
Öyle çok benzerdi ki
yüzü Resulullah'a,
Onun gibi benzeyen bir
kimse yoktu daha.)
Ebu Bekr-i Sıddık da,
bir gün yolda giderken,
Gördü küçük Hasan’ı
oturmuş oynar iken.
Omuzlarına alıp,
babasına döndü ve,
Dedi: (Bu, senden fazla
benziyor o Server'e.)
Yine hazret-i Hasan ve
Abdullah bin Zübeyr,
Bir yolculuk anında
biraz mola verdiler.
Büyükçe bir hurmalık
vardı yakınlarında.
Oturup dinlendiler,
ağaçların altında.
Ve lakin hayli kurak,
verimsizdi o yerler.
Hurma ağaçlarında
meyveden yoktu eser.
İbni Zübeyr, Hasan'a
eyledi ki şöyle arz:
(Keşke şu ağaçlarda
olsaydı hurma biraz.)
Derhal hazret-i Hasan,
dua etti içinden:
(Ya Rabbi, hurma bitir
ağaçların birinden.)
O anda yeşillenip, hurma
verdi birisi.
Zira kabul olmuştu, onun
bu temennisi.
Kureyş’ten bir kimse de,
olanları görünce,
(Bu, sihirdir) diyerek,
çok hayret bildirince,
Buyurdu ki: (Bu olan,
sihir değil, keramet.
Resul’ün torununun
duasıdır bu elbet.)
Yirmi kere hac yaptı,
hepsinde yürüyerek.
Evlatları vardı hem,
sekiz kız, onbeş erkek.
Soyundan gelenlere,
(Şerif) denir her zaman.
Bizi, şefaatine
kavuştursun Yaradan. |