|
09
- ABBAS BİN
ABDÜLMUTTALİP
(Radıyallahü Anh)
Ay ile söyleşirdi
Bir gün hazret-i Abbas,
Allah'ın Resulü'ne,
Dedi ki: (Bir şey sormak
isterim Hazretine.
Kırk günlük idiniz ki,
Ay’la sözleşirdiniz.
Siz ona, o da size,
acaba ne derdiniz?)
Resulullah buyurdu:
(Ey amcam, o gün benim,
Bir şeyle, kuvvetlice
bağlanmıştı bir elim.
Ağlayacak idim ki o acı
ve ezadan,
Ay, benimle konuşup
şöyle dedi o zaman:
Ağlama, gözyaşından bir
damlacık toprağa,
Düşerse, yeşil bir ot
bitmez olur bir daha.)
O bunu işitince Allah'ın
Habibinden,
Elini, bir eline vurarak
hayretinden,
Dedi ki: (Siz o zaman,
henüz bebek idiniz.
Nasıl bu olanları
hatırlayabildiniz?)
Buyurdu ki: (Evet
ben, henüz doğmadan
önce,
Olan şeyleri dahi
bilirim ince ince.
Peygamberler içinde,
kırk yaşına gelmeden,
Peygamber olduğunu,
önceden yoktu bilen.
Yalnız İsa Peygamber,
dünyaya geldiği gün,
Dedi ki: Ben Allah'ın
kulu ve Resulüyüm.
Ey amcam, bir de senin
kardeşin oğlu vardır.
Henüz doğmadan önce,
bunlardan haberdardır.)
Yine İbni Abbas'ın
annesini, o Server,
Görerek, kendisine verdi
şöyle bir haber:
Buyurdu ki: (Ey hatun,
çok yakında senin bir,
Oğlun olacaktır ki,
doğunca bana getir.)
Çok geçmeden bir oğlu
olmuştu hakikaten.
Alıp, Resulullah'a
getirdi onu hemen.
Resulullah, çocuğu aldı
ondan severek.
Buyurdu: (Halifeler
babasıdır bu bebek.)
Buna vakıf olunca
Hazret-i Abbas dahi,
Gitti Resulullah'ın
yanına bizatihi.
Dedi: (Ya Resulallah,
hiç oğlumuz hakkında,
Halifeler babası dediniz
mi yakında?)
Buyurdu ki: (Ya
Abbas, söyledim öyle,
evet.
Çünkü Halifelerin
babasıdır o elbet.
Halifeler, hep onun
zürriyetinden gelir.
Mehdi dahi, onlardan
gelen bir halifedir.)
Velhasıl Resulullah,
nasıl buyurdu ise,
Hakikaten ayniyle vuku
buldu hadise.
Abbasi devletinin zira
her halifesi,
Abdullah bin Abbas’ın
soyundan geldi hepsi.
Yine hazret-i Abbas
diyor ki: (Fahr-i cihan,
Bana ve evladıma dua
etse ne zaman,
Kapı eşikleriyle
duvarlardan, ekseri,
İşitirdik hepimiz (Âmin!
Âmin!) sesleri.) |