|
08
- ÜMMÜ HABİBE
(Radıyallahü Anha)
Bu döşeğe oturamazsın
Yapılan sözleşmeye
uymayan Kureyş'liler,
Çok büyük bir korku ve
endişeye düştüler.
Bin defa pişman olup,
öyle ettiklerine,
Büyük bir korku düştü,
herbirinin kalbine.
Hemen Ebu Süfyan’a
dediler ki o vakit:
(Bunu düzeltmek için,
derhal Medine'ye git.
Muhammed'le görüşüp,
uzat muahedeyi.
Yoksa bu, bizim için
olmayacak pek iyi.)
Medine'ye gelince Ebu
Süfyan velhasıl,
İlk Ümmü Habibe’nin
evine oldu vasıl.
Bu hatun, kızı idi zira
Ebu Süfyan'ın.
Ve zevcesi olurdu hem de
Resulullah'ın.
Girince Ebu Süfyan, bu
hanımın evine,
Oturmak arzu etti bir
döşek üzerine.
Lakin Ümmü Habibe, koşup
geldi odadan.
Kaldırdı o döşeği babası
oturmadan.
Ebu Süfyan üzülüp, dedi:
(Ne yapıyorsun?
Benden, bir döşeği mi
yoksa esirgiyorsun?)
O dahi babasına eyledi
ki şöyle arz:
(Bu döşek üzerine,
müşrikler oturamaz.
Zira bu, o Server'in
mübarek döşeğidir.
Senin buna oturman, asla
layık değildir.)
Daha fazla üzülüp, şöyle
dedi kızına:
(Evimden ayrılalı,
birşeyler olmuş sana.)
Ona, Ümmü Habibe dedi:
(Elhamdülillah!
Bana, islamiyet’i
müyesser etti Allah.
Ey babam, senin gibi bir
kimse, nasıl olur,
Küfürde inad edip,
islamdan uzak durur?)
Ebu Süfyan, kızının
sözlerine kızarak,
Geldi Resulullah'a o
evden ayrılarak.
Dedi ki: (Ya Muhammed,
Hudeybiye sulhünün,
Yenilenmesi için buraya
geldim bu gün.
Ve yine senin ile,
müşavere yapalım.
Sulhün müddetini de, bir
miktar uzatalım.)
Peygamber Efendimiz,
önce biraz durdular.
Sonra, Ebu Süfyan'a
şunları buyurdular:
(Biz bu muahedeye aykırı
davranmayız.
Ve onun üzerinde
değişiklik yapmayız.)
Hiç de beklemediği bir
cevap işitince,
Ona, bu talebinde ısrar
etti bir nice.
Lakin Peygamberimiz,
sükut edip durdular.
Ve ona, herhangi bir
cevap buyurmadılar.
Israr etti ise de Ebu
Süfyan bir nice,
Yine de alamadı müsbet,
iyi netice.
Dönüp Kureyş'lilere
anlattı bu durumu.
O zaman bir korkuya
kapıldı bil'umumu. |