|
08
- ÜMMÜ HABİBE
(Radıyallahü Anha)
İman kuvveti
Müminlerin annesi,
zevcesiydi Resul’ün.
Yetmişüç yaşlarında
vefat etti o bir gün.
Önce, Resulullah'ın
halası oğlu olan,
Ubeydullah bin Cahş’la
evlenmişti bir zaman.
İslamiyet gelince, hem
kendisi, hem beyi,
Büyük şeref bildiler Ona
iman etmeyi.
Lakin maruz kaldılar
Kureyş'in cefasına.
Hicret etti onlar da,
bir gün Habeşistan'a.
Ubeydullah, orada
aldanıp papazlara,
Dinini terk ederek,
mürted oldu bir ara.
Zengin olmak arzu ve
hevesiyle o ahmak,
Çıktı islam dininden,
hıristiyan olarak.
Zaten Ümmü Habibe,
rüyasında o günü,
Gayet çirkin görmüştü
kocasının yüzünü.
Rüyanın tabirini
düşünürdü ki, o an,
Beyi gelip dedi ki: (Ben
oldum hıristiyan.
Senin dahi bu dine
istiyorum girmeni.
Çok zengin olacağız, gel
haydi, dinle beni.)
Lakin Ümmü Habibe, sert
cevap verdi ona.
Dedi: (Vermem dinimi,
ben bu dünya uğruna.
Versen de hatta bana,
dünyanın tamamını,
Vermem karşılığında,
yine de imanımı.)
Dinindeki sebatı görünce
onun beyi,
Gadaplanıp, boşadı bu
Ümmü Habibe’yi.
Dedi ki: (Öyle ise,
sürünmeye devam et.
Bu halinle, ölürsün pek
yakında sen elbet.)
O, Ümmü Habibe’nin
beklerken ölümünü,
Çok geçmeden, kendisi
ölüp gitti bir günü.
İşitti Resulullah bu
hali Medine'den.
Müşfik kalbi üzüldü olan
bu hadiseden.
Habeş padişahına bir
mektup göndererek,
Ona şöyle buyurdu bu
işten bahsederek:
(Evlenmek istiyorum Ümmü
Habibe ile.
Nikahımı yaparak, gönder
onu biriyle.)
Resul’ün arzusunu
bildirdi kendisine.
O dahi bu teklifi, nimet
bildi nefsine.
Necaşi de sevinip,
memnun oldu begayet.
Cümle müslümanları
saraya etti davet.
Nikahlarını kıyıp, verdi
çok hediyeler.
Mücevher gerdanlıklar,
bilezikler, yüzükler.
Girip, Ümmü Habibe
Resul’ün nikahına,
Kavuştu imanının o gün
mükafatına.
O, Resul’ün nikahı
altına girmesiyle,
Müjdelendi Cennetin
yüksek derecesiyle.
Zira mümin olarak vefat
eden hanımlar,
Cennette, beylerinin
yanlarında olurlar.
Bu, öyle müjdedir ki,
ölçülemez kıymeti.
Hiç kalır buna göre
dünyanın her nimeti. |