|
06
- HAZRET-İ HAFSA
(Rahmetullahi Aleyha)
Gadaba geldi Ömer
Ne zaman ki halife oldu
Ömer bin Hattab,
Maaş tayin ettiler bir
miktar ona Eshap.
Ama, yine düşerdi maddi
sıkıntılara.
Sahabe, çare için
toplandılar bir ara.
Dediler: (Arz etsek de
bu durumu Ömer'e,
Maaşını, bir miktar
arttırsak hale göre.)
Ali bin ebi Talip, bir
de Zübeyr bin Avvam,
Söylemeye giderken
Halifeye bunu tam,
Gördü hazret-i Osman bu
iki sahabiyi.
Dedi: (Bilmez misiniz
acaba siz Ömer'i?
Zannetmem ki yanaşsın,
işbu teklifinize.
Belki de celallenip,
kızacaktır o size.
Ama, kızı Hafsa'ya
söyletirseniz eğer,
Onun hatırı için,
inşallah kabul eder.)
Onun bu ikazını, onlar
da makul görüp,
Hafsa’nın hanesine
gittiler yoldan dönüp.
Girip izah ettiler
Hafsa’ya önce bunu.
Dediler: (Sakın deme hiç
bizden duyduğunu.)
Kızı hazret-i Hafsa,
gelerek pederine,
Arz etti çekinerek, bunu
kendilerine.
Lakin hazret-i Ömer
celallendi çok buna.
Buyurdu ki: (Ey kızım,
kim dedi bunu sana?)
Dedi ki: (Babacığım,
almadan cevabını,
Söylemeye korkarım o
zatların adını.)
Duydu hazret-i Ömer bunu
kerimesinden.
Üzülüp, şu suali
yöneltti ona hemen:
(Ey kızım, söyle bana
adı için Allah'ın,
Kaç tane elbisesi vardı
Resulullah'ın?)
Dedi ki: (Babacığım,
biliyorum iyice.
İki kat elbisesi mevcut
idi sadece.
Onlarla karşılardı
yabancı elçileri.
Ve onlarla okurdu,
Cumada hutbeleri.
Buyurdu ki: (Ey kızım,
doğrusunu söyledin.
En kıymetli yemeği ne
idi o Server'in?)
Dedi: (Umumiyetle yerdik
arpa ekmeği.
Onu ikram ederdik
başkalarına dahi.)
Sordu yine: (Ey kızım,
Allah'ın Resulü'nün,
En geniş ve en rahat
yaygısı neydi o gün?)
Dedi: (Kaba kumaştan
vardı ki bir sergimiz,
Yazın dört kat edince,
olurdu minderimiz.
Kışın da, yarısını
yayardık altımıza.
Diğer yarısını da,
çekerdik sırtımıza.)
Buyurdu ki: (Ey kızım,
onlara git de söyle.
Seni göndermesinler bir
daha bana böyle.
Dünyada yaşayışı
böyleyken Peygamberin,
Yakışır mı, hayatı başka
olsun Ömer'in?
Ey kızım, Peygambere
uymazsa baban eğer,
Yarın Onun yüzüne nasıl
bakar bu Ömer?) |