|
04
- AİŞE-İ SIDDIKA
(Rahmetullahi Aleyha)
Ay’dan parlak göründü
Aişe-i Sıddıka şöyle
rivayet eder:
Bir gece, benim ile
otururdu o Server.
Başını, kucağıma
koyuverdi bir ara.
Ben (Ay)a bakıyordum, O
ise (Yıldızlar)a.
Resul’ün nur cemali,
dolunaya nazaran,
Daha parlak ve nurlu
göründü bana o an.
Kendimi tutamayıp, bu
hale ağlamışım.
Ve damladı yüzüne, iki
damla gözyaşım.
Buyurdu: (Ya Aişe,
ağlar mısın yoksa sen?
Niçin ağladığını beyan
et bana hemen.)
Dedim: (Ya Resulallah,
Ay’a baktım ve lakin,
Ay’dan nurlu göründü
bana senin cemalin.
Kıyamette, yüzünü
görmekten mahrum olan,
Kimseleri düşünüp,
ağladım ben bu zaman.)
Allah'ın Sevgilisi
buyurdu ki: (Bu,
gerçek.
Ve lakin bu hususta, ne
var hayret edecek?
Zira Ay ve Güneşin
nurunu da evvela,
Bil ki, benim nurumdan
yarattı Hak teâlâ.
Gördüğün bu yıldızlar,
yer ve gök, bu kainat,
Nurumdan yaratıldı hatta
bütün mahlukat.)
Ben sual eyledim ki: (Ya
Resul-i mücteba!
Sen neden yıldızlara
bakıyordun acaba?)
Buyurdu: (Ya Aişe,
biri var ki Eshaptan,
Onun ibadetleri,
yükselir göke her an.
Hem de öyle çoktur ki o
zatın taatları,
Yıldızlar adedince
yükselir sevapları.
Yıldızlara bakarak, bunu
düşünüyordum.
Sayılarını ancak Allah
bilir diyordum.)
Resulullah o zatı böyle
çok methedince,
Ben, babam olduğunu
tahmin ettim hemence.
Resul-i kibriyadan
sordum ki: (Kimdir bu
zat?)
(Ömer’dir)
buyurunca, hayret ettim
o saat.
Sonra devam ederek,
buyurdu ki: (Ömer'in,
Kazandığı sevaplar bu
kadar çoktur, lakin,
Bir kıyas edilirse
babanın sevabiyle,
Bir deryaya nazaran,
değildir damla bile.)
Bir hadis-i şerifte
buyurdu Resulullah:
(Kendisinin nurundan
yarattı beni Allah.
Ve benim nurumdan da,
yarattı Ebu Bekr'i,
Onun dahi nurundan, halk
etti Aişe’yi.
Mümin kadınların da
hepsini cenab-ı Hak,
Hazret-i Aişe’nin
nurundan eyledi halk.
Bunları sevenlerde olur
ki hem de bir nur,
Onlar, kabirlerinde
karanlıktan kurtulur.
Bu nurdan yaratılmaz
bunları sevmeyende.
Onlar, hep karanlıkta
kalırlar kabirlerde.)
Hazret-i Aişe’nin
hürmetine ilahi!
Onları sevenlerden eyle
sen bizi dahi. |