|
04
- AİŞE-İ SIDDIKA
(Rahmetullahi Aleyha)
Hz. Aişe’nin gözyaşları
O Server geldi bir gün
evine Aişe’nin.
Sordu ki: (Yiyecekten
var mıdır hiç bir
şeyin?)
O, cevaben dedi ki: (Bu
gece kaldığınız,
Evde çıkarmadı mı bir
yemek hanımınız?)
Böyle şaka demişti
Allah'ın Resulü'ne.
Ve lakin Resulullah
gücendi bu sözüne.
Müteessir olunca bu
sözlerden o Server,
Dışarı çıkmak için
hazırlandı bu sefer.
Aişe validemiz tutarak
eteğinden,
Özür dilediyse de hemen
kendilerinden,
Mübarek eteğini çekerek
Fahr-i âlem,
Çıkınca, Aişe'nin içini
sardı elem.
Zira anlamış idi Resul’ü
üzdüğünü.
Ağlayıp, bu kederle,
koydu yere yüzünü:
(Ya Rabbi, senden gayri
halime acıyacak,
Kimse yok, beni yine sen
affedersin ancak.)
Deyip, göz yaşlarıyla
durmadan ağlıyordu.
Gözlerinden sel gibi
yaşlar akıtıyordu.
Hak teâlâ lütfedip,
affetti kendisini.
Gönderdi Habibine
Cebrail-i emini.
Tam mescide girerken
Rahmeten lil âlemin,
Bir anda, gökten yere
indi Cibril-i emin.
Dedi: Ya Resulallah, ey
Allah'ın Habibi!
Aişe'nin gözyaşı akıyor
ırmak gibi.
Rabbimiz buyurdu ki:
(Aişe'ye giderek,
Teselli etsin onu, bir
şeyler söyleyerek.)
Resul eve dönünce, af
diledi Aişe.
Özrü kabul olunup, buldu
huzur ve neşe.
Cebrail'e bir daha
buyurdu ki Rabbimiz:
(O iki sevgiliyi
barıştırdık şimdi biz.
Bir de ihsan edelim
onlara şimdi yine.
Cennet nimetlerinden al
götür önlerine.)
Girdi hemen Cennete,
Cibril aleyhisselam.
Götürdü önlerine,
Cennetten türlü taam.
Aişe, bir lokmayı o
Server’e verirdi.
Sonra, ikincisini
kendisi alıp yerdi.
İki lokma kalınca,
Resulullah bu kere,
Buyurdu: (Bu
lokmalar, kalsınlar Ebu
Bekr'e.)
O an kapı çalındı, Resul
buyurdular ki:
(Ebu Bekir gelmiştir,
söyle, girsin içeri.)
O içeri girince, buyurdu
ki: (Ey Sıddık!
Bunlar Cennet nimeti,
senin için ayırdık.)
Aldı iki lokmayı o da
iki eline.
Verdi Resulullah’la
temiz kerimesine.
Buyurdu: (Ya Eba
Bekr, senin idi bu taam.
Niçin sen yemeyip de,
edersin bize ikram?)
Şöyle arz eyledi ki o da
Resulullah'a:
(Yemeniz hayırlıdır,
yememden bin kat daha.) |