|
04
- AİŞE-İ SIDDIKA
(Rahmetullahi Aleyha)
Son bir defa görelim
Peygamber Efendimiz, çok
hasta iken, bir gün,
Geldi hazret-i Hasan
huzuruna Resul’ün.
Dedi ki: (Dedeciğim,
senin ayrılığına,
Kimler, nasıl sabreder,
nasıl dayanır buna?
Senden sonra, Eshabın ve
bütün müslümanlar,
O güzel ahlakını
nerelerde bulurlar?)
O, bunları söyleyip,
ağladı sonra hatta.
Onu görüp ağladı ezvac-ı
tahirat da.
Dışarıda, Eshabın ileri
gelenleri,
Bu sesleri duyunca,
dağlandı gönülleri.
Zira öğrendiler ki,
şiddetlenmiş hastalık.
Onlar da ağlamaya
başladı hepsi artık.
Dediler ki: (Ne olur,
açınız da kapıyı,
Görelim son bir defa
Resul-i müctebayı.)
Bunu, Resul-i ekrem
içeriden duydular.
(Kapıyı açın!)
diye, işaret buyurdular.
Sahabe-i kiramın ileri
gelenleri,
Hepsi, yaşlı gözlerle
girdiler hep içeri.
Resulullah buyurdu:
(Ey Eshabım, şimdi siz,
Halkın en üstünü ve
şereflilerisiniz.
Sizden sonra, dünyaya
her kim gelirse gelsin,
Yine yarın Cennete, siz
girersiniz ilkin.
Siz, Kur'an-ı kerim’i
edinin rehber, imam.
Dinin hükümlerine ittiba
eyleyin tam.)
Sonra, (Tebliğ ettim
mi ya Rabbi?)
buyurdular.
Ve peşinden, mübarek
gözlerini yumdular.
Aliyyül Mürteza’nın bir
göz işaretiyle,
Dışarıya çıktılar hepsi
göz yaşlarıyle.
Aişe validemiz içeri
girdi o an.
Bir nasihat istedi
Peygamber-i zişandan.
(Ya Aişe, evinin
köşesinde oturup,
Kendini muhafaza eyle!)
diye buyurup,
Yatağının içinde başladı
ağlamaya.
Mübarek gözlerinden
başladı yaş akmaya.
Ümmü Seleme dahi, üzülüp
oldu mahzun.
Dedi: (Ya Resulallah, ne
için ağlıyorsun?)
Buyurdu: (Şu sebepten
ağlarım ki ben şu an,
Rabbimiz, ümmetime
merhamet etsin ihsan.)
Güneş hayli yükselmiş,
tepeye yaklaşmıştı.
Resul’ün vefatına çok az
zaman kalmıştı.
Artık son anlarını
yaşıyordu o saat.
Yine de Eshabına
ediyordu nasihat.
Buyurdu: (Kölelere
merhametli olunuz.
Elbiseler giydirip,
onları doyurunuz.
Onlarla konuşurken, olun
gayet yumuşak.
Ve beş vakit namaza,
devam edin muhakkak.
Kadınlarınız ile,
köleler hakkında hem,
Allahü teâlâdan korkunuz
yine her dem.) |