|
03
- FATIMAT-ÜL ZEHRA
(Rahmetullahi Aleyha)
Nasıl sığdı kalbine?
Peygamber Efendimiz,
hazret-i Ali ile,
Bir gün oturuyordu
mübarek evlerinde.
Bir ara damadına sordu
ki şu suali:
(Allahü teâlâ'yı sever
misin ya Ali?)
O şöyle arz etti ki buna
cevap olarak:
(Evet ya Resulallah,
seviyorum muhakkak.)
O Server, bu cevabı
ondan dinlediğinde,
Tekrar sual etti ki:
(Sever misin beni de?)
O yine cevabında dedi:
(Ya Resulallah!
Zat-ı alinizi de çok
seviyorum Vallah.)
Buyurdu ki: (Ya Ali,
seversin elbette ki,
Zevcen Fatıma'yı da
seviyor musun peki?)
O (Evet) deyince de,
buyurdular ki yine:
(Peki sevgin var mıdır
Hasan ve Hüseyin'e?)
Buna da (Seviyorum) diye
arz edince hem,
Ona, şöyle bir sual
sordu ki Fahr-i âlem:
(Ya Ali, hepsini de
seviyorum diyorsun.
Sen bunları, bir kalbe
nasıl sığdırıyorsun?)
Bunu, hazret-i Ali
cevaplayamadı tam.
Hazret-i Fatıma’ya
söyledi evde akşam.
O dahi kendisine söyledi
ki: (Ya Ali!
Niçin cevaplamadın böyle
kolay suali?
Hak teâlâyı sevmen, iman
ve akıldandır.
Resul'ü sevmen ise, yine
imanındandır.
Eşin olduğum için,
seviyorsun hem beni.
Ve tab'an seviyorsun
Hasan ve Hüseyin’i.)
Hazret-i Fatıma'dan
öğrenerek o gece,
Gelip Resulullah'a arz
eyledi hemence.
O Server buyurdu ki
lakin ona bakarak:
(Bu meyva, Peygamberlik
ağacındandır ancak.)
Yani Peygamberimiz demek
istediler ki:
(Bu cevap senin değil,
Fatıma'nındır belki.)
Hazret-i Fatıma'yı,
vakta ki Fahr-i âlem,
Aliyyül Mürteza'ya
nikahladığı zaman,
Buyurdu: (Kadınların
en iyisini, yine,
Erkeklerin içinden
verdim en iyisine.
Sonra ben, Fatıma'yı,
Ali'ye vermem için,
Allahü teâlâdan aldım
emir ve izin.
Allah, her Peygamberin
neslini, kendisinden,
Benim sülalemi de,
yaratmıştır Ali'den.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Benim evimdekiler,
Nuh aleyhisselamın
gemisi gibidirler.
Onlara tâbi olan,
selamet bulur mutlak.
Tâbi olmayan ise, helak
olur muhakkak.)
Yine Peygamberimiz,
Sahabeye hitaben,
Bir gün de buyurdu ki:
(Ağaca benzerim ben.
Fatıma, bunun kökü ve
Ali gövdesidir.
Hasan ve Hüseyin de,
ağacın meyvesidir.) |