|
03
- FATIMAT-ÜL ZEHRA
(Rahmetullahi Aleyha)
Arş-ı a’lada nikah
Ne zaman ki Fatıma
büluğuna erişti,
Resul’ün hatırına şu
düşünce gelmişti.
(Fatıma'nın annesi olsa
idi hayatta,
Şimdi hazır olurdu
çeyizi şu saatta.)
Resul’ün hatırına bu
düşünce gelince,
Hak teâlâ katından,
geldi Cibril hemence.
Dedi: Ya Resulallah,
buyurdu ki Rabbimiz,
(Habibim, bu hususta
üzülmesin, zira biz,
Ne lazım geliyorsa
Fatıma'ya çeyizlik,
Cennet hazinesinden biz
onu temin ettik.)
Daha sonra Cebrail,
huzurdan ayrılarak,
Az sonra geldi yine, eli
dolu olarak.
Doldurmuş bir siniyi
Cennet yemekleriyle,
Ve yanında bin adet
Cennet melekleriyle.
Arkasından Mikail,
yanısıra bin melek,
Geldi o da elinde, bir
sini dolu yemek.
Geldi İsrafil dahi
elinde yemeklerle.
Yanında en seçilmiş bin
adet meleklerle.
Hazret-i Azrail de, az
sonra geldi hemen.
Geldi bin melek dahi onu
müteakiben.
Resul’ün huzurunda tazim
edip durdular.
Resulullah sordu ki:
(Ya Cibril, nedir
bunlar?)
Dedi: Ya Resulallah,
buyurdu ki Rabbimiz,
(Fatıma'yı Ali'ye
münasip görürüz biz.
Kıydım nikahlarını Arş-ı
a’la altında.
Bir nikah da O kıysın,
Eshabı arasında.)
Duyunca Resulullah bu
müjdeyi Cibril'den,
Vardı hemen secdeye
sürur ve sevincinden.
Buyurdu: (Ey Cebrail,
nikah, Arş-ı ala'da,
Ne şekilde yapıldı,
anlatıver bana da.)
Dedi: (Ya Resulallah,
peki, emredersiniz.
O nikah gecesinde,
emreyledi Rabbimiz.
Açıldı kapıları sekiz
adet Cennetin.
Her çeşit ziynetiyle
süslendi nikah için.
Kapandı Cehennemin
kapıları da hemen.
Ne kadar melek varsa yer
ve gökte tamamen,
Arş-ı a’la altında,
Tuba’nın gölgesinde,
Emr-i ilahi ile
toplandılar hepsi de.
Sonra kuşlar başladı
ötüp nağmeleşmeye.
Öyle ki, hep melekler
gark oldular neşeye.
Bu sevinç ve bu neşe,
zirveye çıktığı an,
Bir nida geldi bana Hak
teâlâ katından:
(Ya Cibril, vekili ol
sen arslanım Ali'nin.
Fatıma'ya, bizzat ben
vekilim nikah için.
Ey melekler, sizin de
şahitliğiniz ile,
Zevceliğe verdim ben,
Fatıma'yı Ali'ye.)
İşte ya Resulallah, bu
nikah, gökyüzünde,
Bu şekilde yapılıp,
tamam oldu o günde.) |