|
03
- FATIMAT-ÜL ZEHRA
(Rahmetullahi Aleyha)
Sen neyi bekliyorsun?
Resulullah'ın kızı,
Fatıma hazretleri,
Yeni onbeş yaşına
bastığı günler idi.
Eshaptan bir çokları
istedi onu, fakat,
O Server, hiç birine
eylemedi iltifat.
Ve hatta bu hususta
buyurdular ki yine:
(Bağlıdır onun işi
Rabbimizin emrine.)
Bir gün Ömer Faruk’la,
hazret-i Ebu Bekir,
Görüşüp dediler ki:
(Acaba hikmet nedir?
Fatıma'yı, Eshaptan
Ali'den gayri gençler,
İstediler, vermedi
hiçbirine o Server.
Haydi gidip soralım biz
bu işi Ali'ye.
Fatıma'yı, Resul'den
istemez, acep niye?
Yoksa talep etmeye, var
mı bir mani hali?
Soralım, ne sebepten
bekliyor böyle Ali?)
Bunu öğrenmek için,
gittiler hemen ona.
Gördüler, su veriyor bir
kimsenin bağına.
Selam verip, onunla
müsafehalaştılar.
Daha sonra oturup, bu
mevzuyu açtılar.
Dediler ki: (Ya Ali,
öndesin her hayırda.
Yüksek mertebedesin
Resulullah yanında.
Fatıma’yı, çokları
istedi, biliyorsun.
Kimseye verilmedi, sen
neyi bekliyorsun?
Zannederiz bu devlet,
sana nasib olacak.
Bunun sebebine de,
yapışmak lazım ancak.
Bu hususta, Eshabın
arzusu böyledir hep.
Haydi git, Fatıma'yı bir
de sen eyle talep.)
Ali bin ebi Talip,
duyunca bu sözleri,
Sevinip, yaşla doldu o
mübarek gözleri.
Dedi ki: (Benim dahi
böyledir arzum, ama,
El darlığı manidir böyle
geri durmama.)
Ona şöyle dedi ki
hazret-i Ebu Bekir:
(Resulullah katında, bu,
hiç mühim değildir.
Mani olmaz bu işe, maddi
sıkıntı hali.
Var hane-i Resul'e,
talep eyle ya Ali.)
Hemence (Peki) deyip
onun nasihatına,
Geldi Resulullah'ın
mübarek kapısına.
Çaldı ve girmek için
beklerken içeriye,
Evden Ümmü Seleme,
seslendi (Kim o?) diye.
Allah'ın Sevgilisi
buyurdu ki: (Aç
hemen.
Zira makbul, mübarek bir
kişidir o gelen.
Çünkü o, çok seviyor hem
Rabbini, hem beni.
Allah ve Resulü de çok
sever bu geleni.)
O, açmaya giderken dedi
ki: (Emredersin.
Lakin o kim ola ki,
hakkında böyle dersin?)
Buyurdu: (Amcam oğlu
ve kardeşim Ali'dir.
Kapıyı çabuk aç ki,
himmeti çok âlidir.)
Ümmü Seleme der ki:
(Kapıya koştum hemen.
Az daha düşecektim yüz
üstü acelemden.) |