|
02
- HATİCET-ÜL KÜBRA
(Rahmetullahi Aleyha)
Niçin üzülüyorsun?
Hatice validemiz
Resul'le nişanlıyken,
Şöyle haber gönderdi o
Resul'e gizliden.
(Etraftan diyorlar ki:
Sen bu zenginliğinle,
Nasıl evleniyorsun öyle
fakir biriyle?
Bu dedikoduları bertaraf
etmek için,
Bizim eve, az bir şey
çeyiz gönderir misin?
Ben, o gelen şeyleri,
çoğaltıp bendekiyle,
Herkese gösteririm
senden gelen mal diye.)
Allah'ın Sevgilisi,
alınca bu haberi,
İnsanlık icabıyla mahzun
oldu kalpleri.
Zira göndermek için
hazret-i Hatice'ye,
Hiç de malik değildi, az
bir mal ve akçeye.
Kimden ödünç alayım?
diye düşünür iken,
Hatırına, hazret-i Ebu
Bekr geldi birden.
Ve onun dükkanına yürüdü
bir an önce.
Kapıda karşıladı, o,
Resul’ü görünce.
Dedi: (Sevgili dostum,
bir şey mi üzdü sizi?
Düşünceli görürüm zira
hazretinizi.)
Buyurdu: (Ya Eba
Bekr, bu gün ben
Hatice'ye,
Göndermem gerekiyor bir
şeyler çeyiz diye.)
Dedi ki: (Bu iş kolay,
niçin üzülüyorsun?
Benim ne malım varsa,
yoluna feda olsun.
Az önce haber aldım, bir
kervanım gelecek,
Şam'a göndermiş idim,
şimdi şehre girecek.
Hepsi yetmiş devedir,
yüklüdür çok mal ile.
O kervan sizin olsun
bilcümle mallarıyle.
Kervanı, Hatice'ye
gönder çeyiz olarak.
Yeter ki, kalbinize toz
konmasın en ufak.)
O dediği kervan da,
şehire girdi o an.
Dedi: (Bakın göründü,
geliyor işte kervan.)
Hazret-i Ebu Bekir,
durdurdu kervanını.
İpekli kumaşlarla,
donattı her yanını.
Hem görmeleri için bunu
insanların da,
Dolaştırdı kervanı Mekke
sokaklarında.
Mekke halkı görünce
yetmiş yüklü deveyi,
Dediler: (Hiç görmedik
böyle çok hediyeyi.)
Ateş düştü kalbine Onu
kıskananların.
Ve eridi içleri, kötü
fesatçıların.
Hatice validemiz
yirmibeş yıl, berdevam,
O Server'e hizmette
gösterdi çok ihtimam.
Mesela Resulullah
üzülseydi bir şeye,
Eve gelip söylerdi,
hazret-i Hatice'ye.
Peygamber Efendimiz, ona
bir gün dedi ki:
(Ey Hatice, Rabbimiz
bana emreyledi ki,
Müjde ver Hatice'ye, de
ki, Allah, Cennette,
Sana, beyaz inciden köşk
verecek elbette.
Olmayacak orada
sıkıntısı, kederi.
Artacak ebediyen hem
dahi nimetleri.) |