|
02
- HATİCET-ÜL KÜBRA
(Rahmetullahi Aleyha)
Allah’ın emri ile
Nihayet Ebu Talip ve
sair akrabalar,
Hazırlıkları yapıp, yola
revan oldular.
Hazret-i Hatice’nin
daveti üzerine,
Gittiler hep birlikte
onun dünürlüğüne.
Hazret-i Hatice de,
hanesinin içini,
Donatıp, çağırdı hep
cümle hizmetçisini.
Bu muazzam nimetin
şükranesi olarak,
Bütün ziynetlerini,
onlara etti infak.
Ve yine o Server'in
şeref ve hürmetine,
Kavuşturdu onları tek
tek hürriyetine.
Az sonra Ebu Talip ve
yanında dünürler,
Hazret-i Hatice'nin
hanesine geldiler.
Evvela Ebu Talip izinle
girdi söze.
Dedi ki: (Ey cemaat,
hamd olsun Rabbimize.
Ki, bizi evladından
kıldı Halilullahın.
Ve yine muhafızı eyledi
Beytullah'ın.
Malumunuz, benim bir
yeğenim vardır ki hem,
Onun faziletine,
şahittir cümle âlem.
Kureyş'te en şerefli, en
üstün kimse Odur.
Onun faziletleri, sizce
dahi malumdur.
Gerçi malı, parası,
az'sa da bu aralar,
Lakin böyle şeylere,
olunmaz hiç itibar.
Bu mübarek yeğenim,
Allah'ın emri ile,
Kızınız Hatice’yi
istiyor helalliğe.
Bilin ki, Onun şanı
yüksek olsa gerektir.
Şimdi istediğiniz mehir
miktarı nedir?)
Ebu Talib’ten sonra,
Varaka bin Nevfel de,
Onu tasdik edici konuşma
yaptı hem de.
Sonra da Hatice’nin
amcası Amr bin Esed,
Söz alıp arzetti ki:
(Kabul ettik biz elbet.
Yeğenim Hatice bint
Hüveylid'i, ben dahi,
Verdim hem Muhammed bin
Abdullah'a Vallahi.)
Mehir, bir rivayette
(yirmi deve) idi hem.
Bir rivayette ise,
gümüştü beşyüz dirhem.
O gün Peygamberimiz ve
hazret-i Hatice,
Nikahları kıyılıp,
evlendiler böylece.
Ve o gün, Ebu Talip deve
kesip bir adet,
Düğün için, herkese
verdi büyük ziyafet.
Hatice validemiz bütün
mal-ü mülkünü,
Hemen Resulullah'a hibe
etti o günü.
Ve dedi ki: (Bu mallar,
benim değil, hep senin.
Çekme maişet için
minnetini kimsenin.
Bu günden itibaren, ben
de sana muhtacım.
Sensin benim herşeyim,
sensin benim baş tacım.)
Resulullah, onunla
evlendi böylece ilk.
Ve tam yirmibeş sene
sürmüştü bu evlilik.
Hatice validemiz, hem
oldukça hayatta,
Başka bir kadın ile hiç
evlenmedi hatta. |