|
02
- HATİCET-ÜL KÜBRA
(Rahmetullahi Aleyha)
Onu bizzat göreyim
Varaka, o rüyayı böyle
tabir edince,
Hatice Hatun buna,
memnun oldu bir nice.
Kalbi, muhabbetiyle
dolarak o Resulün,
Teşrif etmelerini bekler
oldu gece gün.
Bir gün Atike hatun
geldi onun evine.
Ki, ticaret işini arz
etsin kendisine.
Niyetini anlayıp Hatice
validemiz,
Dedi ki: (Ey Atike,
nedir bize emriniz?)
Arz etti: (Ey Hatice,
belki de bilgin vardır.
Benim bir yeğenim var,
emin ve vefakârdır.
İsmi Muhammed olup,
Abdullah'tır babası.
Onu, Ebu Talib'e
ısmarladı atası.
Kâmil bir yiğit olup,
tezevvüc zamanıdır.
Lakin Ebu Talib'in, bu
ara eli dardır.
Duyduk ki, Şam yönüne
gidecek kervanına,
Bir kişi ararmışsın, bu
haber geldi bana.
Bu işe, yeğenimi tayin
edersen eğer,
Bilcümle beni Haşim sana
çok dua eder.)
O, Atike hatundan
bunları dinleyince,
Rüyayı hatırlayıp
kapıldı bir sevince.
Zira ona, rüyada
müjdelenen Nebinin,
O Server olduğunu ederdi
o da tahmin.
Dedi ki: (Ey Atike,
işittim kendisini.
Söylediler bana hem
dininin kuvvetini.
Onun kabul etmesi, benim
için bir nimet.
Herkesten daha fazla,
veririm Ona ücret.
Lakin bir göreyim ki,
müsait midir buna?
Yani muktedir midir,
kervanı korumaya?)
Onun bundan muradı,
görüp bizzat zatını,
İyice tanımaktı fiziki
evsafını.
Yani Onun sireti, semavi
kitaplarda,
Okuduğu evsafa uygun
muydu acaba?
Atike, (Hemen gidip
getireyim) diyerek,
Ayrıldı o haneden,
begayet sevinerek.
Hatice Hatunun da sevinç
sardı kalbini.
Zira doğru çıkmıştı
herhalde bu tahmini.
O gidince, evini süsledi
var gücüyle.
Koyuldu beklemeye bir
bayram sevinciyle.
Az sonra Atikeyle, o
Allah'ın Habibi,
Teşrif etti o eve
ondördüncü (Ay) gibi.
Baktı Hatice Hatun,
Resul’ün evsafına.
Tıpa tıp uygun buldu,
Tevrat’ın yazdığına.
Onun nezaketini ve nurlu
cemalini,
Görünce, hayran kalıp,
sevinç sardı kalbini.
Düşündü ki: O rüya doğru
çıktı herhalde.
Bu sırrı, başkasından
saklayayım o halde.
Konuşup, ücreti de tayin
ettiler o gün.
Böylece mahzun kalbi
ferahladı Resul’ün. |