|
01
- ABDURRAHMAN BİN AVF
(Rahmetullahi Aleyh)
Hepsi iman etti
Bu mübarek sahabi, uzun
boylu ve beyaz,
Yakışıklı bir zattı,
akıllı, kadirşinas.
O, hazret-i Ömer’in
yakın arkadaşıydı.
Veziri, müşaviri, sırdaş
ve yoldaşıydı.
Nitekim o büyüğün
halifelik devrinde,
Medine'ye, bir kervan
geldi günün birinde.
Abdurrahman bin Avf’a
giderek hemen o an,
Dedi: (Şehir dışında,
konaklamış bir kervan.
Gel, seninle kervanı
bekleyelim bu gece.
Beldemizde bir zarar
görmesinler böylece.
Eşkiyadan, hırsızdan
görürlerse bir zarar,
Yarın mahşer gününde,
bunu bizden sorarlar.
Gerçi bunlar, müslüman
değiller, hepsi kâfir.
Ve lakin şehrimize
gelmişlerdir misafir.
Çok kıymetli mallarla
yüklüdür kervanları.
Bizlere emanettir
canlarıyla malları.
Zira islamın emri
şöyledir ki her zaman,
Misafir olanlara
verilmez zarar, ziyan.)
Abdurrahman ibni Avf,
der ki: (Ben, bu
teklife,
Dedim: Peki gidelim, sen
emret ey Halife!)
O kervanı o gece,
bekledik sabaha dek.
Lakin biri farketmiş,
bizi takib ederek.
Sonra, diğerleri de
olmuş buna muttali.
Kendi aralarında
konuşmuşlar bu hali.
Demişler: (Nasıl olur,
koca halife Ömer,
Bizim kervanımıza nasıl
bekçilik eder?
Halbuki muhaliftir
dinimiz, dinlerine.
Buna rağmen o bizzat
beklemiş bizi yine.
Bu, ne ince düşünce, ne
nezaket, ne ahlak.
Demek ki islam dini
böyle diyor muhakkak.)
Böylece hayran olup
hepsi islamiyet’e,
Topyekün iman edip,
geldiler hidayete.
Ve yine bu sahabi
nakleder ki şöylece:
Şehri dolaşıyorduk Ömer
ile her gece.
Lakin belli bir yere
gelince, istisnasız,
(Sen burada dur!) deyip,
giderdi kendi yalnız.
Ben orada bekler ve
girmezdim o sokağa.
Niçin gittiğini de,
çekinirdim sormaya.
Vefat ettikten sonra, o
yere gittiğimde,
Bir pir-i fani gördüm
hanelerin birinde.
Derdi ki: (Bütün gece
bekledim Ömer'i hep.
Gözlerim yolda kaldı,
gelmedi, neden acep?)
Ben, mecburen söyledim
(O vefat etti) diye.
O, (Vah Ömer!) diyerek,
başladı inlemeye.
Ellerini kaldırıp, dedi
ki: (Ya ilahi!
Madem ki gitti Ömer,
yaşatma beni dahi.)
Ellerini duadan
indirince yaşlı zat,
Duası kabul olup, vefat
etti o saat. |