ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - HAZRET-İ ALİ (Radıyallahü Anh)

Her kim namaz kılar, oruç tutar, zekat verir, hac eder velakin gönlü ile Ebu Bekr’i, Ömer’i, Osman’ı ve Ali’yi sevmezse, o kimse, Allah katında İblis gibidir ve İblis’ten de kötü ve mel’undur. (Hadis-i şerif) 

 

Hz. Ali’nin şehadeti

 

Bir münafık vardı ki, (İbni Mülcem) adında,

Öldürmek niyetiyle, dolaşırdı ardında.

 

Bir sabah namazına, mescide geldi hain.

Oturdu arkasında, tam Hazret-i Ali’nin.

 

Zehirli kılıcını, saklamıştı beline.

Kavuşmak istiyordu, o sabah emeline.

 

İmam olup, namaza durunca en nihayet.

İbni Mülcem, ardında, fırsat kolluyordu hep.

 

Secdeden doğrulup da, gitmeden ikinciye,

Savurdu kılıcını, o, Hazret-i Ali’ye.

 

Darbenin tesiriyle, kaybederek kendini,

Kalkıp, taş bir direğe sertçe vurdu elini.

 

Öyle ki, o vuruşla, derler ki rivayette,

Beş parmağının dahi, izi çıktı direkte.

 

Ana-baba gününe dönmüştü birden cami.

Lakin yakaladılar, derhal İbni Mülcem'i.

 

Ve sual ettiler ki: (Sen mi vurdun Emir’e?)

Hemen inkâr eyledi cinayeti ilk kere.

 

İtiraf eyleyince daha sonra mecburen,

Emir'in huzuruna aldılar onu hemen.

 

Buyurdu: (Ey zavallı, bu işi niçin yaptın?

Ve benim evladımı, niçin yetim bıraktın?)

 

Bir cevap vermeyince, o, Hazret-i Ali'ye,

Buyurdu: (Atın bunu, zindandan içeriye.)

 

Sonra da, evladını yanına çağırarak,

Vasiyetler eyledi onlara son olarak.

 

Emretti daha sonra, (Kapıyı örtün) diye.

O gün bırakmadılar, kimseyi içeriye.

 

Hasan ile Hüseyin, kapıda bekleşirken,

Ses duydular bir ara, evlerinin içinden.

 

Diyordu: (Vefat etti Peygamber ey ahali!

Şehid oldu Ebu Bekr, Ömer, Osman ve Ali.)

 

Girdiler içeriye, gördüler, hakikaten,

Allah Arslanı Ali, göç etmiş bu âlemden.

 

Allah’ın Resulüne uyarak, o da yine,

Tam altmışüç yaşında, vasıl oldu Rabbine.

 

Her gazada bulundu yanında Peygamberin.

Bir tanesini bile, kaçırmadı harplerin.

 

Buğday benizli olup, uzun idi gerdanı.

Cihan, hiç görmemişti, böyle bir pehlivanı.

 

İri yapılı olup, genişti göğsü hem de.

Mübarek sakalını, uzatırdı harplerde.

 

Öyle ki, savaşlarda, o mübarek sakallar,

Yayılırdı her iki omuzlarına kadar.

 

Aliyyül Mürteza’nın, ömrünün son yılları,

Pamuk gibi, bembeyaz olmuştu sakalları.

 

Vilayet makamında, o, herkesten öndedir.

Her veli’ye, her zaman, feyiz hep ondan gelir.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan