ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - HAZRET-İ ÖMER (Radıyallahü Anh)

Yüksek meziyetleri

 

Bazı genç Eshap ile, Ali bin ebi Talip,

Sohbet ediyorlardı, eskilerden bahsedip.

 

Hazret-i Ömer’in de, bahsi geçti bir ara.

Hemen Hazret-i Ali, buyurdu ki onlara:

 

(Sizler, hangi Ömer’i söylersiniz ki acep,

Ömrü, islamiyet’e hizmet ile geçti hep.

 

Doğurmadı bir anne, böyle mümtaz bir evlat.

Methetti kitabında Rabbimiz onu bizzat.

 

Sünnet-i seniyyeye, muvafıktı her hali.

Ayırdı net olarak, haram ile helali.

 

Hak teâlâ, dinini, onunla etti aziz.

Onun gelmesi ile, kâfirler kaldı aciz.

 

Öyle sağlam yaptı ki halifelik işini,

Zor duruma düşürdü, kendinden sonrakini.

 

Yani onun yaptığı bir tarzda halifelik,

Yapmaktan, aciz kaldı ondan sonra her melik.

 

Zayıf ve düşkünlere, pek çoktu merhameti.

Yaymıştı yeryüzüne, huzur ve adaleti.

 

Cihana ün salmışken, böyle adaletiyle,

Hiç gurur ve kibire, kapılmazdı az bile.

 

Mertebesi, indallah bu kadar yüksek iken,

Hep aşağı görürdü kendisini herkesten.

 

Onun, din-i islama yaptığı o hizmeti,

Yapmaya, yetişmezdi hiç kimsenin kuvveti.

 

Öyle vera ve takva sahibiydi ki Ömer,

Onun gibi olmaktan, aciz kaldı gayriler.

 

Sadaka sütlerinden, verdiler bir gün ona.

İçti, lakin sonradan, vakıf oldu o buna.

 

Hemence, boğazına sokarak parmağını,

Çıkardı midesinden o sütün tamamını.

 

Dedi ki: (Ya ilahi, gelen budur elimden.

Sana sığınıyorum, kalan zerrelerinden.)

 

Bir gün de, ganimetten bir miktar miski, yine,

Emanet olaraktan, getirmişti evine.

 

Zevcesine dedi ki: (Bu, ganimet malıdır.

Benim değil, bilakis fakirlerin hakkıdır.

 

Bu misk'i, bir an önce satıver de bir ara,

Dağıt paralarını, fakir ve muhtaçlara.)

 

Aldı onu zevcesi, sandığa koydu hemen.

Birkaç gün geçmişti ki, o günden itibaren,

 

Bir sabah, otururken zevcesiyle evinde,

O misk'in kokusunu, duydu baş örtüsünde.

 

Anladı bu kokunun, o misk'ten geldiğini.

Derhal alıp yıkadı, örtünün her yerini.

 

Buyurdu ki: (Bu misk'in faydası, kokusudur.

O koku gitmedikçe, bulamam rahat, huzur.

 

Sakınabilir isek eğer böylelerinden,

Kurtulmak mümkün olur, daha büyüklerinden.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan