|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
Ölümü hiç
unutma!
Hazret-i Ömer Faruk, her
gece, muntazaman,
Şehrin sokaklarını,
dolaşırdı her zaman.
Gayesi şu idi ki, varsa
dertli bir kimse,
Ona yardım etsin de,
kurtarsın mümkün ise.
Fakir ve gariplere, gizli
yardım yapardı.
Buna rağmen o yine, devam
üzre ağlardı.
Bir gün ona sordular:
(Hikmeti ne ki acep,
Görürüz, devam üzre
ağlayıp inlersin hep?)
Buyurdu ki: (Bir koyun,
Fırat’ın kenarında,
Dolaşırken, faraza
hastalansa bir anda,
Yarın mahşer gününde,
korkarım ey insanlar,
Onun hesabını da, yine
benden sorarlar.)
Amr ibni As’ın oğlu,
Abdullah hazretleri,
Der ki: Gördüm rüyada, ben
Hazret-i Ömer’i.
Ona sual ettim ki: (Ya
Emir-el müminin!
Rabbinin huzurunda, nasıl
sual edildin?)
Ben bunu sorduğumda,
bitkin ve çok yorgundu.
Sordu ki: (Ben öleli, ne
kadar zaman oldu?)
Dedim ki: (Bir yıl oldu,
ne için sordun acep?)
Dedi: (Şimdiye kadar,
hesap veriyordum hep.
Rahmeti, gadabını
aşmasaydı Allah’ın,
Pek zordu kurtulması yoksa
ibni Hattab’ın.)
Bir gün Hazret-i Ömer,
Sahabe-i kiramdan,
Hazret-i Huzeyfe’yle
otururken bir zaman,
Buyurdu: (Ya Huzeyfe,
malumdur ki, o Server,
Münafık olanları, vermişti
sana haber.
Çok rica ediyorum, lütfen
bana beyan et.
Bende, münafıklıktan var
mı hiçbir alamet?)
O ise cevabında, dedi:
(Sen, ne diyorsun?
Sende böyle alamet yoktur,
Allah korusun.)
Bir gün Herem bin Hayyan,
geldi Veysel Karni’ye.
Rica etti: (Bana bir
nasihat eyle!) diye.
O dahi buyurdu ki: (Ey
Herem ibni Hayyan!
Unutma ki, öldüler senin
annen ve baban.
Bir nice Peygamberler
aleyhimüssalevat.
Hem Hüdanın Habibi, o dahi
etti vefat.
Hazret-i Ebu Bekir ve
birçok sahabiler,
Kardeşim Ömer dahi vefat
etti, vah Ömer!)
Onun son haberine, şaşırdı
Herem fakat.
Dedi: (Ömer hayatta,
etmedi henüz vefat.)
Üveys, tekrar etti ki:
(Elbette öldü Ömer.
Bana, onun mevtini,
Rabbimiz verdi haber.
Kendini de ölmüş bil sen
de ey İbni Hayyan!
Ve hatta sen ölümü, unutma
hiçbir zaman.
Kavmine, akrabana varınca
sen de bizzat,
Ölümü hatırlatıp, eyle
öğüt nasihat.)
İbni Hayyan ayrılıp,
gelince Medine’ye,
İşitti Ömer Faruk,
dünyadan göçtü diye
|