ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - HAZRET-İ ÖMER (Radıyallahü Anh)

Hemen müslüman oldu

 

Vakta ki Ömer Faruk, yaparken halifelik,

Elçi göndermiş idi, kendisine bir melik.

 

Birine sordu elçi Medine'ye gelince:

(Sizin sultanınızın sarayı nerde?) diye.

 

O kimse çok şaşırdı sualine elçinin.

Dedi: (Yoktur sarayı, bizim halifemizin.

 

O, şimdi bu saatte, Medine dışındadır.

Asayiş temin için, sahralarda dolaşır.)

 

Bu sefer, daha fazla hayretle sordu elçi:

(Bulunmaz mı yanında, bir muhafız ve bekçi?)

 

O, (Bulunmaz) deyince, isteyip ondan izin,

O da çıktı sahraya, sultanı görmek için.

 

Cihanın titrediği, o haşmetli büyük zat,

Kuru toprak üstünde, uyuyordu o saat.

 

Onu böyle görünce, düşündü ki: Herhalde,

Halife bu kişidir, sevindi fevkalade.

 

Dedi ki: (Şark ve garpta, milyonlarca kişi, hep,

Bu zattan korkuyorlar, hikmeti ne ki acep?

 

Şunu öldüreyim de, kimseler yokken şu an,

Kurtulsun bütün dünya, bu zatın korkusundan.)

 

Kılıcını kaldırıp, vurmadan henüz daha,

Çıktı yerin altından, koskoca bir ejderha.

 

Saldırdı üzerine, ona fırsat vermeden.

Korkudan, kılıcını düşürdü elçi hemen.

 

O sırada Halife, uyanıp kalktı derhal.

(Ne oluyor?) diyerek, elçiye etti sual.

 

Elçi bunu görünce, insafa geldi o an.

Şehadeti getirip, oldu hemen müslüman.

 

Bir gün de kıtlık oldu Medine'de bir ara.

Düştüler müslümanlar, çok sıkıntı ve dara.

 

Halife, kendisinin, kestirip devesini,

Fakir ve gariplere dağıttırdı hepsini.

 

Ve lakin hizmetçisi, etin iyi yerinden,

Ayırıp, onun için, pişirdi ayriyeten.

 

Getirip verdiğinde, üzüldü buna gayet,

Hizmetçiye sordu ki: (Nereden geldi bu et?)

 

Dedi: (Emrettiğiniz devenin etindendir.

Tamamını dağıttık, bu da senin hissendir.)

 

Halifenin yüz rengi, değişti birdenbire.

Dedi: (Yazıklar olsun, benim gibi Emir’e.

 

Kendisine ayırır, etin iyi yanını,

Dağıtır fakirlere, geriye kalanını.

 

Ben bu eti yiyemem, derhal kaldır önümden.

Çoluk çocuk sahibi bir fakire ver hemen.

 

Sakın böyle iş yapma sen kendi bildiğine.

Her günkü yemeğimden, sen bana getir yine.)

 

Hizmetçi, o yemeği, bir fakire vererek,

Getirdi ona yine, zeytinyağı, tuz, ekmek.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan