|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
Çok merhametli idi
Ömer ibnil Hattab’a,
buyurdu ki o Server:
(Sen, ümmetim üstüne
bereketsin ya Ömer!)
Bir gün de Ömer Faruk,
çarşıda geziyordu.
Yaşlı bir gayr-i müslim,
baktı dileniyordu.
Onun, yaşlı halinde
böyle dilendiğine,
Acıyıp, buyurdu ki
hemence kendisine:
(Ey pir-i fani kişi,
senden çok cizye aldık.
Seni af ediyorum,
dilenme şimdi artık.)
Sonra emir buyurdu, o
günden itibaren,
Beytülmaldan verildi
ihtiyacı tamamen.
O, fakir kadınların
ekmeğini, suyunu,
Sırtında taşıyordu
odununu, ununu.
Bir gün de buyurdu ki:
(Münafıksa bir kişi,
Onun, ümidi dünya ve
günahtır her işi.
O, dünya işlerinde, zeki
ve şevklidir pek.
Ahiret işlerinde olur
cahil ve gevşek.)
Yine o buyurdu ki:
(Çalışın, gayret edin.
Çalışmadan, rızkımı
Allah verir demeyin.
Her canlının rızkını, O
gönderirse de hep,
Ve lakin çalışmayı,
kılmıştır buna sebep.
Benim, çocuklarıma
nafaka kazanırken,
Öldüğüm yer, en fazla
sevdiğim yerdir hemen.)
Hazret-i Ebu Bekir, ölüm
hastalığında,
Vasıyetnamesini, yazdı
bu son anında.
Lakin kırmamak için
Resul'ün Eshabını,
Halife namzedinin,
bildirmedi adını.
Hazret-i Abbas görüp,
aldı onu eline,
Boş yere, (Ömer) yazıp,
sonra koydu yerine.
Halife, biraz sonra
açınca gözlerini,
Arz etti kendisine,
böyle eylediğini.
Dedi ki: (Ey halife,
küstahlık ederekten,
Açık kalan o yere, Ömer
yazdım ben hemen.)
Sevinip buyurdu ki:
(Hamd olsun Rabbimize.
Zaten o gelmiş idi,
bizim de kalbimize.)
Sahabeden bazısı, dedi:
(Ya Eba Bekir!
Ömer, sert tabiatlı ve
gadaplı kimsedir.
Onu, müslümanlara halife
yaptın, lakin,
Ne sebep gösterirsin,
huzurunda Rabbinin?)
Hazret-i Ebu Bekir,
onlara cevabında,
(Beni kaldırın!) deyip,
oturdu yatağında.
Buyurdu: (Hak teâlâ,
sorarsa bunu benden,
Derim ki: Ya ilahi,
yeryüzünde Ömer’den,
Daha adil bir kimse
aradım, bulamadım.
Bunun için yerime, onu
halife yaptım.)
O halife olunca,
etraftan çoğu insan,
Derlerdi: (Kim oldu ki
halife acep şu an,
Birlikte gezerler de,
kurtlar ile kuzular,
Yine de kuzulara,
gelmiyor hiçbir zarar.)
|