|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
Selamını geç aldı
Bir gün Hazret-i Osman,
bir akşam vakti idi.
Ömer ibnil Hattab’ın,
ziyaretine gitti.
Selam verip oturdu
Halifenin yanına.
Lakin o, selamını,
almadı tam anında.
İki kandil vardı ki
önünde Halifenin,
Biri, devlet malıydı,
ötekiyse kendinin.
O anda. beytülmalın
kandili yanıyordu.
Anladı ki, devlete ait
iş yapıyordu.
Az sonra, o kandili
söndürdü İbni Hattab.
Öbürünü yakarak, selama
verdi cevap.
Lakin geciktirmişti
cevabı az bir zaman.
Bu işi merak edip, sordu
Hazret-i Osman.
Dedi ki: (Ey Halife,
selam verdim girince.
Niçin cevap vermedin,
anında işitince?)
Buyurdu ki: (Ya Osman,
az önce yanan kandil,
Beytülmala aitti,
şahsımın malı değil.
Sen odaya girip de, tam
selam verdiğin an,
Devletin bir işini
yapıyordum o zaman.
Beytülmalın kandili
yanıyordu önümde.
Onu, hiç şahsım için
kullanmadım ömrümde.
Az bir işim kalmıştı,
bitirip hemen onu,
Söndürdüm akabinde,
beytülmalın mumunu.
Benimkini yakarak, cevap
verdim acele.
Lakin biraz gecikti,
hakkını helal eyle.)
Bir gün de, bir
müslüman, kızarak
zevcesine,
Geldi hemen Hazret-i
Ömer’in hanesine.
Zira sinirlenmişti
hanımına begayet.
Geldi ki, Halifeye,
etsin onu şikayet.
Lakin o, varır varmaz
tam kapının yanına,
İçerden, bazı sesler
erişti kulağına.
Zevcesi, yüksek sesle,
ona bağırıyordu.
O ise sükut edip, hiç
cevap vermiyordu.
O, bu hali görünce,
düştü büyük hayrete.
Zira o, zevcesini
gelmişti şikayete.
Vaziyeti görünce,
vazgeçti şikayetten.
Kapıyı da çalmayıp,
geriye döndü hemen.
Lakin Hazret-i Ömer,
görmüştü gittiğini.
Çağırıp sual etti, ne
için geldiğini.
O dedi: (Gelmiştim ki,
ben zat-ı alinize,
Hanımımdan, şikayet
edeyim biraz size.
Ve lakin içeriden
duyunca o sözleri,
Bu fikrimden vazgeçip,
kapıdan döndüm geri.)
Ona, Hazret-i Ömer
buyurdu: (Ey müslüman!
Zevcemin, üzerimde hakkı
vardır her zaman.
Her türlü hizmetimi,
severek yapar benim.
Ben de, kusurlarını
bağışlar, affederim.)
Dedi ki: (Öyle ise,
affettim ben de onu.
Artık görmeyeceğim,
zevcemin kusurunu.)
|