|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
Onlar böyleydi
Hazret-i Ömer Faruk,
Selman-ı Farisi’ye,
Emir verip, İran’a
gönderdi vali diye.
O dahi bu emirle, İran’a
geldi hemen.
Başladı vazifeye, hiç
vakit geçirmeden.
Vali oldu ise de İran’a
her ne kadar,
Yine, tevazu ile
yaşardı, orta karar.
Az şey ile geçinir,
ederdi hep kanaat.
Sürerdi fakirane, gayet
sade bir hayat.
Ve lakin biraz ağrı
gelince bedenine,
Çağırıp sordu bunu, o
yerin tabibine.
O dedi: (Bu illete, Şam
kilimi iyidir.
Evinde kullanırsan,
gayet faidelidir.)
Tabibin tavsiyesi bu
olunca, nihayet,
Alıp serdi evine, o
kilimden bir adet.
Ve lakin dedikodu yaptı
bunu ahali.
Dediler ki: (Değişti,
valinin eski hali.
Önceden, hiç parası
bulunmazken elinde,
Şimdi, Şam kilimleri,
serilidir evinde.
Bulamayan var iken, bir
ekmek dilimini,
O nasıl kullanıyor, hem
de Şam kilimini?)
Sonra bu dedikodu,
ulaştı Medine’ye.
Şikayet eylediler,
valiyi Halifeye.
Ne zaman ki Halife,
muttali oldu buna,
Selman-ı Farisi’yi,
çağırdı huzuruna.
Gayesi şu idi ki,
öğrensin hakikati.
Yoksa o, valisine
güvenirdi pek kati.
Vali emri alınca,
binerek devesine,
Acele vasıl oldu, Medine
beldesine.
Emir-ül müminini,
görünce ta öteden,
Devesinden inerek,
yaklaştı ona hemen.
Müsafeha ederek, arz
etti ki: (Ya Ömer!
Affedin bendenizi
kusurum varsa eğer.)
Buyurdu: (Geldi bana,
senden bazı şikayet.
Nedir o Şam kilimi,
hakikati beyan et?)
Dedi: (Hastalığıma iyi
geldiği için,
Almıştım o kilimi,
doğrusu budur işin.
Yoksa, Resulullahın
yolundan ayrılmadım.
Ayrılmam asla yine o
yoldan tek bir adım.)
Halife memnun olup,
buyurdu ki: (Ya Selman!
Sen de, benim hatamı
beyan et biliyorsan.)
Dedi: (Ben de duydum ki,
halen zat-ı aliniz,
İki kat elbiseye, birden
malikmişsiniz.
Peygamber-i zişan’ın,
tek elbise giydiği,
Zat-ı alinizce de,
malumdur gayet iyi.)
Dedi: (Evet, maliktim
iki kat elbiseye.
Lakin verdim birini,
daha muhtaç kimseye.
Sonra tövbe ederek,
ettim ki şöyle niyaz:
Ya Rab, Resul yolundan
ayırma beni biraz!)
|