|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
Günah işlemeyin!
Sa'd ibni ebi Vakkas,
hazretlerini, bir gün,
Gönderdi Ömer Faruk,
İran'ın fethi için.
Kisra, elçi gönderip,
hemen Ebi Vakkas'a,
Sordu ki: (Gelmenizin,
sebebi ne acaba?)
Cevaben buyurdu ki: (Biz
Hakkın askeriyiz.
Sizi, islam dinine davet
için gelmişiz.
Ya bunu kabul eder,
olursunuz müslüman,
Yahut da harp ederiz,
başka çare yok şu an.)
Elçi, işbu teklifi
iletince Kisra'ya,
Savaşı tercih edip,
başladı hazırlığa.
Dedi: (İslam ordusu,
yirmibin kişi ancak.
Bizse yüzbin kişiyiz, ne
var bunda korkacak?)
Nihayet harp başlayıp,
devam etti durmadan.
Öyle şiddetlendi ki,
oldu etraf toz duman.
Lakin düşman içinde, o
gün bir kimse vardı.
Bu kuvvetli bahadır, (Rüstem
bin Mihriban)dı.
İri cüsseli olup,
savaşırdı pek şedit.
Karşısında, gaziler
düşerdi bir bir şehid.
İslam ordusunda da,
vardı ki bir kişi hem,
Saf dışı edilmişti, bir
günahı yüzünden.
Zira Hazret-i Ömer, Sa'd
hazretlerine,
Mektup yazmış idi ki:
(Dikkat et askerine.
Varsa günah işleyen bir
askerin, bir erin,
Onun savaşmasına, verme
ruhsat ve izin.
Zira bir toplulukta,
işlerse biri günah,
Bu sebepten, o kavmi
muvaffak etmez Allah.
Düşmanın çokluğundan
korkma ey Ebi Vakkas!
Sen, günah işlemekten ve
Allah'tan kork esas.
Siz de günah işleyip,
isyankâr olursanız,
Kisra’nın ordusundan,
kalır mı bir farkınız?)
Velhasıl o hapis er,
bulunduğu çadırdan,
Muharebe yerini,
seyrediyordu her an.
O Rüstem kâfirini, görüp
üzülüyordu.
O yerden, için için, ona
diş biliyordu.
Tövbe edip, birine
çözdürdü ellerini.
Ve aldı komutanın savaş
aletlerini.
Fırlayıp bindi hemen,
yine onun atına.
Çıktı nara atarak,
Rüstemin karşısına.
Hamle edip düşürdü, onu
at üzerinden.
Ayırdı daha sonra,
başını gövdesinden.
Sonra acele ile, çadıra
döndü yine.
O zinciri, tekrardan
taktırdı ellerine.
Rüstem'in ölümüyle,
kâfirler dağıldılar.
Gaziler kovalayıp, pek
çoğunu kırdılar.
Başkumandan, bu hali
bildirdi Halifeye.
Cevap geldi: (O eri,
bağışladım ben!) diye.
Bu savaşta, elli bin
kâfiri öldürdüler.
Büyük bir zafer ile,
Medine'ye döndüler. |