|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
Var mı bir senediniz?
Bir gün Hazret-i Ömer,
emredip askerine,
Gazaya göndermişti,
kâfirler üzerine.
Savaşa gidenlerin,
evlad-ü iyalini,
Yoklayıp, sordururdu
herbirinin halini.
Dolaşırdı kendi de, her
gece bir vardiye.
Yardıma muhtaç olan bir
kimse var mı? diye.
Yine böyle gezerken
şehirde, geceleyin,
Bir konuşma işitti,
içinden bir hanenin.
Dinledi, diyordu ki bir
fakir kadıncağız:
(Erim gitti gazaya, biz
şimdi n'apacağız?
Aç ve susuz olarak
bıraktı evde bizi.
Biliyor mu Halife, acep
bu halimizi?)
Bunu duyup, oradan,
gitti hemen evine.
Bir çuval un sırtlayıp,
o eve geldi yine.
Kapısını çalarak, dedi
ki: (Bunu alın.
Bir ihtiyaç olursa,
doğruca bana varın!)
Kadın, çok memnun oldu
bu gelen hediyeden.
Mahcup oldu bu sefer,
kendisi Halifeden.
Yine Hazret-i Ömer,
halifelik devrinde,
Fakir olup, pek para
bulunmazdı elinde.
Hatta bir bayram günü,
Eshaptan çok kimseler,
Almıştı çocuğuna,
bayramlık elbiseler.
Halifenin oğlu da,
yanına koşup derhal,
Dedi ki: (Babacığım,
bana da elbise al!)
Lakin bir şey alacak,
parası yoktu onun.
Durumu söyleyince,
çocuğu oldu mahzun.
Yeni bayramlıklarla, her
çocuk sevinirken,
Yamalıydı onunki, hem de
birkaç yerinden.
Onlar bunu farkedip,
yanına toplandılar,
Kendisini alay ve
istihzaya aldılar.
Üzülüp, geldi çocuk
babasının yanına.
Durumu, ağlayarak
söyledi tekrar ona.
Hazret-i Ömer dahi,
üzüldüyse de, ancak,
Yoktu o gün parası, bir
elbise alacak.
Çağırdı huzuruna,
beytülmal memurunu.
Anlatıp kendisine,
çocuğun durumunu,
Dedi ki: (Gelecek ay
maaşıma mahsuben,
Biraz avans olarak, para
istiyorum ben.)
Bu teklif karşısında,
düşünüp memur biraz,
Veremeyeceğini,
kendisine etti arz.
Dedi ki: (Mazur görün bu
hususta beni siz.
Asla gelmez yerine,
sizin bu isteğiniz.
Çünkü yoktur hakkınız, o
maaştan almaya.
Zira var mı bir senet,
otuz gün yaşamaya?)
Halife, memurunun, bu
haklı sözlerine,
Hak verip, pişman oldu
avans istediğine. |