ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - HAZRET-İ ÖMER (Radıyallahü Anh)

İstisnası yok bunun 

 

Ömer ibnil Hattab’ın, adlini ölçmek için,

Toplandı yahudiler, bir yere hepsi bir gün.

 

Bir tanesi dedi ki: (Bana verin bu işi.

Bakalım, bu kadar çok adil midir bu kişi?)

 

Bir plan hazırlayıp, girdi doktor şekline,

Geldi Ömer Faruk’un mübarek hanesine.

 

Zayıf bir oğlu vardı evinde Halifenin.

Dedi ki: (Ben hekimim, neyin var böyle senin?)

 

Çocuk, pırlanta gibi, temiz ve saftı gayet.

Dedi ki: (Bedenimde, var birazcık zafiyet.)

 

Yahudi, şeytan gibi, dedi ki: (Peki, hay hay!

Üzülme, bu illetin tedavisi çok kolay.

 

Bizim evde, bu derde var ki öyle bir ilaç,

Onu iç, başka şeye kalmaz artık ihtiyaç.)

 

Götürdü böylelikle, onu kendi evine.

Şarabı, ilaç diye, tutuşturdu eline.

 

Saf, temiz kalpli çocuk, aldanıp yahudiye,

İçti o gün şarabı, şifalı şerbet diye.

 

Tabii biraz sonra, kaybetti kendisini.

Yahudi bunu görüp, sürdürdü hiylesini.

 

Gönderip genç kızını, hemen onun yanına,

Şarabın tesiriyle, günah işletti ona.

 

Az sonra, kendisine gelince çocuk birden,

Tövbe etti ise de, geçmiş idi iş işten.

 

O alçak yahudiyse, Halifeye gelerek,

İstedi cezasını, bunu ihbar ederek.

 

Halife, çok üzüldü olan bu hadiseye.

Sual etti oğlundan: (Doğru mudur bu?) diye.

 

Hakikat olduğunu anlayınca o hemen,

Derhal verdi hükmünü, hiç tereddüt etmeden.

 

Buyurdu: (Yüz sopadır, cezası işbu suçun.

Derhal infaz edilsin, istisnası yok bunun.)

 

Sahabe, dediler ki o zaman Halifeye:

(Mazur görün çocuğu, kurban gitti hiyleye.

 

Zayıftır, dayanamaz, ne olur acıyınız.

Suçunu, bu seferlik bize bağışlayınız.)

 

Lakin o, affetmeye etmedi hiç temayül.

Buyurdu: (Din işinde, olur mu hatır gönül?)

 

Sonra da celallendi, onlar ısrar edince,

Dedi: (Bu teklifiniz, sığar mı adalete?

 

Cezasını çeksin ki, bu günahın peşinden,

Kurtulsun ahirette, Cehennem ateşinden.)

 

Başladılar vurmaya ikna edemeyince.

Bayıldı acısından, sopa kırk’a erince.

 

Devam ettilerse de, bitab düştü be gayet.

Sekseninci sopada, vefat etti nihayet.

 

Çok üzüldü, ağladı oğlunun öldüğüne.

Fakat dinin emriydi, pişman olmadı yine.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan