|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
Ehl-i beyte hürmeti
Ömer ibnil Hattab’ın
devriydi ki, bir zaman,
Çok fazla ganimetle,
dönüldü bir gazadan.
Zira kavuşulmuştu, çok
büyük bir zafere.
Toplanan ganimetler,
dağılırdı erlere.
Hazret-i Ömer dahi,
bizzat bulunuyordu.
Erlerin hissesini, o
tayin ediyordu.
Ganimet, hisse hisse
dağılırken erlere,
Hazret-i Hasan geldi,
hisse için o yere.
Halife, görür görmez
Hasan’ın geldiğini,
(Bin dirhem gümüş
verin!) diye verdi
emrini.
Az sonra teşrif etti,
Hazret-i Hüseyin de.
(Bin dirhem) tayin etti,
onun hissesini de.
Her ikisine dahi,
gösterdi saygı, edep.
Sonra, oğlu Abdullah
eyledi hisse talep.
(Beşyüz dirhem) verince,
hissesini oğlunun,
Dedi ki: (Babacığım,
hikmeti ne ki bunun?
Sizce de malumdur ki,
ben, yetişkin bir
gencim.
Hem de Resulullahla,
vakidir hayli cengim.
Nice başlar kesmişim
Resulullah önünde.
Hiç geri durmamışım,
asla bir cenk gününde.
Hasan’la Hüseyin’e,
biner dirhem verirken,
Ne için bendenize,
verdiniz beşyüz dirhem?)
Buyurdu ki: (Ey oğlum,
otur da beni dinle!
Bir mi olmak istersin,
Hasan ve Hüseyin’le?
Aliyyül Mürteza’dır,
onların pederleri.
Hem de Resulullahtır,
mübarek dedeleri.
Hazret-i Fatıma’dır,
anneleri onların.
Şanları çok yüksektir, o
iki bahtiyarın.
Cafer-i Tayyar ile,
Hazret-i Ukayl dahi,
Amcaları olurlar,
onların bizatihi.
Hazret-i Ümm-i Gülsüm ve
Rukayye hatunlar,
O iki mübareğin,
teyzeleri olurlar.
Onlar, Resulullahın
elinde büyüdü hem.
Olur mu bundan büyük bir
fazilet ve kerem?
İşte onlar, Resul'e
olmuşken böyle yakın,
Sen, kendini onlarla,
yoksa bir mi tutarsın?)
Abdullah, babasından
duyunca bu sözleri,
Utandı, mahcup oldu,
yaşla doldu gözleri.
Hazret-i Ali’nin de,
gitti bu kulağına.
Hasan’la Hüseyin’i,
çağırdı huzuruna.
Dedi: (Buyurmuştu ki o
Server Ömer için:
O, islamın nuru ve
ışığıdır Cennetin.)
Bunu, babalarından
öğrenince o gençler,
Koşarak, kendisine bunu
müjdelediler.
Sevinip, bir kağıda
kaydetti bunu hemen.
Vasıyet eyledi ki:
(Vefat ettiğimde ben,
Kabrime, bu kağıtla
defnedin ki o günde,
Kâfi gelir bu senet,
bana mahşer gününde.)
|