|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
Çocuk yiyen ejderha
Bahreyn vilayetinde,
vardı ki bir ejderha,
Ortaya çıkıyordu, o, her
sene bir defa.
Ve doğruca, Cabilka
şehrine gidiyordu.
Her gidişte, bir erkek
çocuğunu yiyordu.
Bir çocuk veriyordu, her
sene bir aile.
Halk, büyük bir sıkıntı
içindeydi haliyle.
Çocuk verme işini,
sıraya koymuşlardı.
Fakir bir adamın da, bir
tane oğlu vardı.
O yıl, ona gelmişti bu
sıra en nihayet.
Fakir, bunu düşünüp,
üzülüyordu gayet.
Çaresizlik içinde,
giderek Medine’ye,
Çok üzgün olduğunu, arz
etti Halifeye.
Dedi: (Ey yeryüzünün,
biricik halifesi!
Reva mı halkınızın böyle
çile çekmesi?
Halk, ızdırap içinde
bizim diyarımızda.
Buna çare bulacak kimse
yok aramızda.
Madem ki bu zamanda,
halifemiz sizsiniz,
Öyleyse derdimizi, siz
halletmelisiniz.)
Ömer ibnil Hattab’a,
söyleyince o böyle,
Buyurdu ki: (Ey kişi,
derdiniz nedir, söyle.
Söyle ki, çaresini
bulalım derdinizin.
Elbette ben mes'ulüm her
derdinizden sizin.)
Dedi ki: (Geliyorum, ben
Cabilka şehrinden.
Halkımız bizar oldu, bir
ejderha şerrinden.
Zira o, senede bir,
şehrimize geliyor.
Bir erkek çocuğunu
yiyip, geri dönüyor.
Bu sene sıra bizde,
oğlumu vereceğim.
Ben bunu düşündükçe,
kavruluyor ciğerim.
Ya Emir-el müminin, bu
iş nasıl olacak?
Bu derdin çaresini, siz
bulursunuz ancak.)
Çok üzüldü Halife, onun
bu sözlerine.
Hemence bir kağıtla,
kalem aldı eline.
Yazdı ki: (Ey ejderha,
öğrendim haberini.
Bu günden itibaren, terk
et o adetini.
Bundan sonra, o şehre
gitmeyesin sakın ha!
Erkek çocuklarını,
yemiyesin bir daha.
Böyle iş yaptığını
işitirsem yine ben,
Bil ki, gelir, ateşte
yakarım seni hemen!)
Kağıdı ona verip,
buyurdu ki hem yine:
(Koy bunu, o hayvanın
yolunun üzerine.)
Kağıdı, ejderhanın
yoluna bıraktılar.
Ve ne olacak? diye,
hayli meraklandılar.
Az sonra o ejderha,
gelip onu görünce,
Durdu ve hürmet ile,
kaldırdı onu önce.
Öpüp, koydu başına edep
ile o emri.
Mahcup bir vaziyette,
oradan döndü geri.
O günden itibaren, çocuk
yiyen ejderha,
Bu Cabilka şehrine
uğramadı bir daha. |