|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
Düşmanım nefsimdir!
Bir gün Hazret-i Ömer,
evinde otururken,
Dediler: (Elçi geldi,
şimdi Bizans ilinden.)
İçeri girmesine, verildi
ona izin.
Girdi elçi içeri, bir
hususu arz için.
Bizans imparatoru, bu
elçisiyle meğer,
Göndermiş Halifeye, bir
garip hediyeler.
İlki, bir (doğan kuşu),
ikincisi, bir (köpek).
Ve bir şişe dolusu
(zehir) ki, şiddetli
pek.
Arz etti Halifeye işbu
hediyeleri.
Ve anlattı tek be tek,
ne ise hünerleri.
Dedi: (Bu doğan kuşu,
avcıdır ki pek yaman,
Olmadı bugüne dek,
pençesinden kurtulan.
Bu tazı köpeği de,
kaçırmaz bir avını.
Görmedik bunca zaman,
elinden kurtulanı.
Bu zehire gelince, pek
fazla tesirlidir.
Zerresi, bir insanı
öldürmeye kafidir.
Varsa bir düşmanınız,
halkınızın içinde,
Ondan kurtulursunuz, bu
zehir sayesinde.)
Dinledi o elçiyi, o gün
Hazret-i Ömer.
Lakin bu sözlerine,
vermedi hiçbir değer.
Buyurdu ki: (Ey kişi,
bir şey diyeyim sana.
Methettiğin bu kuştan,
fayda gelmez insana.)
Çözdürüp bağlarını,
sonra o kuşcağızın,
Onun gözü önünde,
salıverdi ansızın.
Sonra da buyurdu ki: (Bu
köpek de lüzumsuz.
Zincire bağlamışsın, bak
hayvan çok huzursuz.)
Emir verip, çözdürdü onu
dahi anında.
Saldı sonra dışarı, o
elçinin yanında.
Sonra, aldı eline o
zehir şişesini.
O anda, korku sardı
Bizans’ın elçisini.
Buyurdu ki: (Ey kişi,
dedin ki biraz önce:
Zerresi, bir insanı
öldürüyor hemence.
Bunu, düşmana karşı
tavsiye ediyorsun.
Onlardan, bu zehirle
kurtulursun diyorsun.
Lakin yoktur halkımdan
bir kimse, bana düşman.
Tek düşmanım vardır ki,
nefsimdir o da şu an.)
Elçi, merak içinde
süzerken kendisini,
Yaklaştırdı ağzına, o
zehir şişesini.
Peşinden, Besmeleyi
okuyup ihlas ile,
İçti bütün zehiri,
kalmadı biraz bile.
Elçi bunu görünce,
dehşete düştü birden.
Kaybetti kendisini, o
anda hayretinden.
Ayılıp, Halifeyi sapa
sağlam görünce,
Kalbi, islamiyet’e
meyletmişti iyice.
Kapandı Halifenin, nurlu
ayaklarına.
Şehadeti getirip, derhal
geldi imana.
Gitmedi ondan sonra
Bizans’a tekrar geri.
İslama hizmet ile, geçti
kalan günleri. |