|
02 - HAZRET-İ ÖMER
(Radıyallahü Anh)
Şeytan, Ömer’in
gölgesinden kaçar.
(Hadis-i şerif)
Adalet böyle olur
Hazret-i Ömer Faruk,
Allah’tan korkardı pek.
Titrerdi mahşerdeki
hesabı düşünerek.
Bir gün halife iken,
uğraşıp birkaç saat,
Zekat develerini,
bağladı kendi bizzat.
Dediler ki: (Bu işi,
niçin siz yaparsınız?
Olmaz mıydı birine bunu
yaptırsaydınız?)
Buyurdu: (Fakirlerin,
hakkıdır bu develer.
Onların işlerini,
yapmalı bizzat Ömer.
Bana tevdi etmiştir bu
işi Hak teâlâ.
Yarın mahşer gününde,
benden sorar evvela.)
Dediler ki: (Ya Ömer,
görürüz ki gece hep,
Gezersiniz şehirde, her
yeri, neden acep?)
Buyurdu: (Dolaşırım,
uzak, ücra yerleri.
Kendim arar bulurum,
aciz ve fakirleri.
Zira budur evvela benim
asli vazifem.
Onlara yardım etmek,
zevk veriyor bana hem.)
Bir yere, yeni vali
gönderirken, ilk önce,
Ona, vazifesini söylerdi
ince ince.
Sonra da, bir kağıda,
cümle vazifesini,
İki nüsha olarak,
yazdırırdı hepsini.
Birinci nüshasını,
verirdi kendisine.
Yollardı diğerini,
şehrin ahalisine.
Ve onlara emredip, derdi
ki: (Ey ahali!
Bilin ki, şehrinize
geliyor yeni vali.
Eğer Hakkın emrini,
tutarsa bu valiniz,
Siz de, onun emrine
itaat eyleyiniz.)
Abdurrahman bin Avf da,
nakleder ki şöylece:
Hazret-i Ömer Faruk,
bana geldi bir gece.
Dedi ki: (Şehrimize,
küffar diyarlarından,
Bir ticaret kervanı
geldi ve kondu şu an.
Gerçi bunlar, müslüman
değiller, hepsi kâfir.
Ve lakin şehrimize
gelmişlerdir misafir.
Çok kıymetli mallarla
yüklüdür kervanları.
Bizlere emanettir,
canlarıyla malları.
Gel, gidip bekleyelim o
kervanı bu gece.
Bir zarar görmesinler
yurdumuzda böylece.)
(Peki!) deyip, kervanı,
bekledik sabaha dek.
Lakin biri fark etmiş,
bizi takip ederek.
Sonra, diğerleri de buna
vakıf olmuşlar.
Kendi aralarında,
şöylece konuşmuşlar:
(İslamın halifesi, cihan
titreten Ömer,
Bizim kervanımıza, nasıl
bekçilik eder?
Halbuki muhaliftir
dinimiz, dinlerine.
Buna rağmen o bizzat,
beklemiş bizi yine.
Bu, ne ince düşünce, bu
ne ahlak, ne edep!
Demek ki, islam dini,
bunları emreder hep.)
Böylece hayran olup,
hepsi islamiyet’e,
Topyekün iman edip,
geldiler hidayete.
|