ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - HAZRET-İ ÖMER (Radıyallahü Anh)

Namazda konuştu 

 

Hazret-i Ömer Faruk, celalliydi bir hayli.

Lakin sırf Allah için olurdu böyle hali.

 

Bir gün, namaz kılarken Resulullahla bu zat,

Resul imam olmuştu, kendisi de cemaat.

 

Resulullah, namazda okuyunca bir âyet,

Birden Hazret-i Ömer, celallendi be gayet.

 

Zira bu âyetinde, Hak teâlâ, Resul'e,

Fir’avnın bir sözünü bildiriyordu şöyle:

 

(Fir’avn, kendi kavmine demişti ki: Ey kavmim!

Sizin tapacağınız, en büyük tanrı benim.)

 

O, bunu işitince, kan sıçradı beynine.

Düşündü: Nasıl söyler, Fir’avn bunu kavmine?

 

Fir’avnın o sözüne, pek çok gadaplanarak,

Konuştu o namazda, elinde olmayarak.

 

Dedi ki: (Ben olsaydım, o kâfirin yanında,

Kendisini, muhakkak öldürürdüm anında.)

 

Sonra namaz bitince, o Server selam verdi.

Bu konuşması için, onu ikaz eyledi.

 

Buyurdu ki: (Tekrar kıl namazını ya Ömer!

Zira dünya kelamı, namazı ifsat eder.)

 

Tam kılacak idi ki o namazı bir daha,

Nazil oldu Cebrail, hemen Resulullaha.

 

Rabbimiz buyurdu ki: (Ey sevgili Habibim!

Ömer’in konuşması, hoşuma gitti benim.

 

Onun işbu namazı, gelmiştir yerine tam.

Hatta sevabını da, misliyle ettik ikram.

 

Zira biz, çok severiz gayreti çok olanı.

Sevdiğini çok sevip, böyle çok kayıranı.)

 

Yine Hazret-i Ömer, bir gün evi önünde,

Hırkasını yamardı, sıcak bir yaz gününde.

 

Güneşin harareti, pek fazla olduğundan,

Mübarek vücudunu, yakmıştı güneş o an.

 

Dönüp, sertçe bakınca, o, güneşe bir kere,

Güneşin sıcaklığı, azaldı birdenbire.

 

Öyle ki, bulut yokken havada bir zerrecik,

Dünyayı, bir karanlık kapladı hemencecik.

 

O anda nazil oldu Cibril-i emin yere.

Rabbinin şu emrini getirdi Peygambere:

 

Hak teâlâ buyurdu: (Ey şerefli Peygamber!

Güneşe, bir defa da şefkatle baksın Ömer.

 

Ona, yumuşaklıkla bakmaz ise o şayet,

Güneşin sönen nuru, bir daha etmez avdet.)

 

Çağırdı Resulullah, Ömer ibnil Hattab’ı.

Bildirdi kendisine, Haktan gelen hitabı.

 

(Peki ya Resulallah!) diyerek o da tekrar,

Güneşe, şefkat ile, bir daha etti nazar.

 

Sıcaklık ve ziyası, geldi eski haline.

Karanlıktan, ışığa kavuştu dünya yine.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan