|
01 - HAZRET-İ EBU BEKİR
(Radıyallahü Anh)
Rüyanın tabiri
Henüz başlamıştı ki,
islam ilk yayılmaya,
Bir gün Halid bin Said,
gördü şöyle bir rüya.
Cehennem kenarında
otururken bu kişi,
Babası, onu itip
düşürmek istemişti.
O anda Resulullah,
belinden tutup hemen,
Kurtardı kendisini,
Cehenneme düşmekten.
Uyandı o esnada, ederek
hem de feryat.
Söylendi ki: (Vallahi,
bu rüya bir hakikat.)
Evden çıkıp rastladı,
Hazret-i Ebu Bekr’e.
Rüyanın tabirini, ona
sordu ilk kere.
O dedi ki: (Elbette
hakikattır bu rüyan.
Muhammed, Peygamberdir
bize Hak teâlâdan.
Koş git, ona tâbi ol bu
rüyadaki gibi.
O, seni Cehennemden
kurtaracak tabii.
Baban ise, malesef
mahrum olup imandan,
Kurtulamayacaktır
Cehennem azabından.)
Rüyanın tesiriyle, hemen
Halid bin Said,
Koştu Resulullaha,
kaybetmeden hiç vakit.
Sordu ki: (Ya Muhammed,
maksadın nedir senin?
Sen, bu Kureyş halkını,
neye davet edersin?)
Buyurdu: (Tek Allah’a
çağırırım ben halkı.
Ki, asla o Allah’ın,
yoktur eşi, ortağı.
Muhammed, o Allah’ın
kulu ve Resulüdür.
Bu taptığınız putlar, ne
işitir, ne görür.
Kendisine tapanla,
tapmayanı bilmezler.
Kimseye, hiçbir fayda ve
zarar veremezler.
Bu taş parçalarına,
edilmez hiç ibadet.
İşte ben, insanları,
ederim buna davet.)
Bunları dinleyince Halid
Resulullahtan,
Şehadeti getirip, oldu
hemen müslüman.
Hazret-i Ebu Bekr’in,
yol göstermesi ile,
İman edip, Eshaptan oldu
hem bilvesile.
Yine Resulullaha,
Sahabenin sevgisi,
Öyleydi ki, dünyada
yoktur bir nümunesi.
Tek arzuları vardı
Sahabenin velhasıl,
O da, Resulullahı
sevindirmekti asıl.
En ufak bir üzüntü
gelmesin diye ona,
Hazırdı can vermeye,
hepsi onun uğruna.
Sevinseydi, onlar da
sevinirlerdi hemen.
Üzülseydi, onlar da
üzülürlerdi hepten.
Hazret-i Ebu Bekir, bir
gün Resul'e gelip,
Dedi: (Ya Resulallah,
amcanız Ebu Talip,
Eğer iman etseydi, çok
olurdu sevincim.
Öyle ki, sevinmezdim o
kadar babam için.
Sebebi, senin amcan
gelse idi imana,
Daha çok sevinirdin sen
onun imanına.
Senin sevindiğine,
seviniriz biz dahi.
Bizlere, bundan büyük
mutluluk yok Vallahi.)
|