|
01 - HAZRET-İ EBU BEKİR
(Radıyallahü Anh)
Ya Resulallah, salat!
Üç gün kalmış idi ki,
vefatına Resul'ün,
Hastalığın şiddeti,
artmış idi büsbütün.
Öyle ki, çıkamadı
mescide en nihayet.
Namaz kıldıramadı,
Eshabına bir müddet.
İlk gelmediği vakit,
yatsı namazı idi.
Ve Bilal-i Habeşi, yine
eskisi gibi,
Resul'ün kapısına
gelerek yine bizzat,
Şöyle nida etti ki: (Ya
Resulallah! Salat!)
Peygamber Efendimiz,
duyduysa da Bilal’i,
Lakin çıkıp gitmeye, hiç
yok idi mecali.
Rivayet edilir ki
Hazret-i Aişe’den:
O vakit, hastalığı ağır
idi gerçekten.
Bana buyurdular ki:
(Söyleyin Ebu Bekr’e.
Eshabıma, namazı o
kıldırsın bu kere.)
Dedim ki: (Anam-babam,
canım sana fedadır.
Babamın şu aralar, çok
üzüntüsü vardır.
O seni, makamında
görmezse varıp şayet,
Ağlamaktan, kıraat
edemez hiçbir âyet.
Emir buyursanız da, Ömer
ibn-il Hattab’a,
İmam olup, namazı o
kıldırsa Eshaba.)
Tekrar buyurdular ki,
Resul aleyhisselam:
(Ebu Bekr’e söyleyin,
Eshaba olsun imam.)
Bilmecburi giderek,
Hazret-i Ebu Bekr’e,
Resul'ün bu emrini,
ilettiler bu kere.
Alınca bu haberi,
Hazret-i Ebu Bekir,
Dedi: (Resul'ün emri,
baş göz üzerinedir.)
Bir heyecan içinde,
geçiverdi mihraba.
Baktı ki, yerinde yok o
Resul-i mücteba.
Kalbinden vurulmuşa
döndü üzüntüsünden.
Aklı gidecek gibi oldu
hem bu hüzünden.
Ağlayıp, gözlerinden
başladı yaş akmaya.
Onu görüp, Eshap da
başladı ağlamaya.
Allah’ın Resul'ü de,
buna vakıf oldular.
Güçlükle, Eshabının
arasına vardılar.
Şöyle buyurdular ki,
onlara en nihayet:
(Allahü teâlâya, ettim
sizi emanet.
Takva üzere olup, korkun
Hak teâlâdan.
Artık ayrılıyorum
yakında bu dünyadan.)
Hazret-i Ebu Bekir,
geçerek imamete,
Onyedi vakit namaz,
kıldırdı cemaate.
Bir gün Resul-i ekrem,
vücudunda hafiflik,
Hissedip, yardım ile,
mescide gelmişti ilk.
Hazret-i Ebu Bekir,
görünce Peygamberi,
Sevinip, istedi ki,
çekilsin kendi geri.
Lakin Peygamberimiz,
işaret ile ona,
(Yerinde dur!)
diyerek, teşrif etti
yanına.
Hazret-i Ebu Bekr’in,
sol yanında durarak,
Kıldırdı o namazı,
Eshaba son olarak. |