|
01 - HAZRET-İ EBU BEKİR
(Radıyallahü Anh)
Bedir savaşı
Onyedinci günüydü
Ramazan-ı şerifin.
Ve henüz ilk günüydü,
meşhur Bedir cengi'nin.
O Server, Eshabını
namaza kaldırdılar.
Ve sabah namazını,
cemaatle kıldılar.
Sonra da Eshabına, Cihad
ile Şehidlik,
Hakkında hitab edip,
savaşa etti teşvik.
Biraz sonra, tarihin en
mühim, en amansız,
Ve en büyük savaşı
olacaktı hilafsız.
Bir yanda Fahr-i âlem,
Allah’ın Sevgilisi,
Ve yanında, bir avuç
şerefli sahabisi.
Hepsi, can ve başını
koyarak orta yere,
Resul'ün aşkı için,
gelmişlerdi Bedir’e.
Öbür tarafta ise,
Allah’ı inkâr eden,
Ve Onun Habibini, yok
etmeyi dileyen,
Azgın, taşkın, inatçı,
kâfir güruhu vardı.
İki ordu, Bedir’de,
karşılaşacaklardı.
O kâfir sürüsünün
içinde, hem de o gün,
Akrabaları vardı,
Allah’ın Resulünün.
Kâfirler bin kişiydi,
üçyüzbeş ere karşı.
O gün ilk olacaktı,
iman-küfür savaşı.
O sırada kâfirler,
karargahtan çıktılar.
Harp sahasına doğru,
gelmeye başladılar.
Çoğunun üzerleri, kaplı
idi zırhlarla.
Techiz edilmişlerdi,
binek ve silahlarla.
Ve yaklaşıyorlardı
gurur, kibir içinde.
İslamı yıkmak idi gayesi
hepsinin de.
Onların bu halini
görünce Resulullah,
Hazret-i Sıddık ile,
çadıra girdi nagah.
Mübarek ellerini, yukarı
kaldırarak,
Şöyle dua eyledi,
Rabbine yalvararak:
(Ya Rabbi, işte küffar,
gururla geliyorlar.
Sana meydan okuyor, beni
yalanlıyorlar.
Ya ilahi, vakta ki
vadetmiştin ki bana,
Muzaffer eyliyesin, beni
düşmanlarına.
İşte Kureyş geliyor
yıkmak için bu dini.
Bugün getir yerine, bana
olan vadini.
Sen yardım et Allah’ım,
bu bir avuç mümine.
Bunlardır, rızan için
hizmet eden dinine.
Ya Rabbi, vadettiğin o
yardımı nasib et.
Yoksa, bu yeryüzünde yok
olur islamiyet.)
Hazret-i Ebu Bekir,
teselli ediyordu.
(Üzülme, Hak teâlâ
yardım eder) diyordu.
O böyle söyleyince,
Resul kalktı secdeden.
Gülerek, kendisine
müjdeyi verdi hemen:
(Ya Eba Bekr kardeşim,
hamd olsun Rabbimize.
Cebrail, bin melekle,
yardıma geldi bize.
Yanında Mikail’le,
İsrafil de hem dahi,
Geldi bin’er melekle
yardıma bizatihi.)
|