|
01 - HAZRET-İ EBU BEKİR
(Radıyallahü Anh)
Ebu Leheb ve karısı
Ukbe bin ebi Muayt ve
bir de Ebu Leheb,
Bunlar, Resulullaha
sıkıntı verirdi hep.
Hatta Resulullahın
hanesi, o demlerde,
Bunların evlerinin
arasındaydı hem de.
Bunlar, fırsat buldukça,
eziyet yaparlardı.
Kapısının önüne, işkembe
atarlardı.
Amcası Ebu Leheb,
bununla yetinmeyip,
Ona taş atıyordu, komşu
eve gizlenip.
Karısı Ümm-i Cemil,
kalmazdı ondan geri.
O da, öte beriden
toplayıp dikenleri,
Geçeceği yollara dökerdi
onları hep.
Ki, Allah’ın Resul'ü
incinsin bundan sebep.
İşte Ebu Leheb’le,
karısı Ümm-i Cemil,
Böyle yaptıklarından,
oldular hor ve zelil.
Zira Tebbet suresi
inince haklarında,
Daha da kudurdular bu
düşmanlıklarında.
Karısı, işitince bu
vahyin indiğini,
Aramaya başladı Allah’ın
Habibini.
Kâbe’de olduğunu,
birisinden duyarak,
Yürüdü o tarafa,
hiddetten kudurarak.
Sonra yerden eline,
alarak koca bir taş,
Resul'ün arkasından,
yürüdü yavaş yavaş.
Hazret-i Ebu Bekir,
Resul'ün huzurunda,
Bulunup, sohbetini
dinliyordu o anda.
Bir ara fark etti ki
Hazret-i Ebu Bekir,
Ümm-i Cemil, elinde, taş
ile gelmektedir.
Heyecana kapılıp, dedi:
(Ya Resulallah!
Bu size, bir fenalık
yapabilir mazallah.
Hemen gizlenseniz de bir
köşeye siz şu an,
Kurtulsanız bu melun
kadının zararından.)
Ve lakin Resulullah,
gizlemedi kendini.
Buyurdu ki: (Korkma
sen, göremez hiç o
beni.)
Nitekim ona gelip, sordu
ki bedbaht kadın:
(Az önce buradaydı, ne
oldu arkadaşın?
Duydum ki hicv eylemiş,
o, kocamı ve beni.
O şairse, biz dahi
şairleriz, ne yani?
Onun Nübüvvetini, biz
kabul etmiyoruz.
Getirdiği dini de, asla
istemiyoruz.
Yemin ediyorum ki,
görseydim onu eğer,
Şu taşı, kafasına
vuracaktım bu sefer.)
Ona dönüp dedi ki,
Hazret-i Ebu Bekir:
(O, şair değil asla, o
size Peygamberdir.)
Bir şey yapamamanın
ateşiyle yanarak,
Çekilip gitti sonra,
oradan ayrılarak.
Hazret-i Ebu Bekir, arz
etti ki Resul'e:
(Nasıl oldu, o kadın
görmedi sizi böyle?)
Buyurdu: (O, kör oldu
yalnız benim hakkımda.
Artık beni göremez, olsa
da yakınımda.)
|