|
01 - HAZRET-İ EBU BEKİR
(Radıyallahü Anh)
Hadis-i şerifte,
(Eshabımı her memlekete
gönderip, sünnetlerin ve
farzların her yerde
öğretilmesini istiyorum.
İsa aleyhisselam da
havarilerini bunun için
göndermiştir) buyuruldu.
(Ebu Bekr’i ve Ömer’i de
gönderir misin?)
denildikte, (Bu ikisini
yanımdan ayırmam.
Bunlar, benim kulağım ve
gözüm gibidirler)
buyurdu
Haram korkusu
Hazret-i Ebu Bekr’in bir
hizmetçisi vardı.
Her günkü yemeğini, o
alıp hazırlardı.
Yine de soruyordu, her
gün o hizmetçiye:
(Bu yemeği, nereden
tedarik ettin?) diye.
Bunları, ince ince sorar
ve incelerdi.
Helalden olduğunu
öğrenip, sonra yerdi.
Buna rağmen bir akşam,
getirdiği yemekten,
Bir lokma yemişti ki bir
şey sual etmeden,
Arz etti hizmetçisi:
(Hep sual ederdiniz.
Bugün, bir şey sormadan,
hemen yiyiverdiniz.)
Buyurdu ki: (Haklısın,
acıkmıştım bugün pek.
Öyleyse şimdi söyle,
nerden geldi bu yemek?)
Dedi ki: (Cahiliye
devrinde, bazı kere,
Raksedip oynar idim bir
kısım kimselere.
Yine bir gün, bir yerde,
raksedip oynamıştım.
Lakin karşılığında, bir
şey alamamıştım.
Bugün, o kimselerden,
gidip aldım paramı.
İşte o para ile,
getirdim bu taamı.)
Hazret-i Ebu Bekir,
duyunca bunu ondan,
Elindeki lokmayı,
bıraktı hemen o an.
Hatta üzüntüsünden,
başladı ağlamaya.
Gözlerinden sel gibi,
başladı yaş akmaya.
Ve derhal boğazına
sokarak parmağını,
Çıkardı o yediği
lokmanın tamamını.
Öyle zahmet çekti ki
lokmayı çıkarırken,
Ölecek zannettiler
kendisini bu yüzden.
Dediler ki: (Bir lokma
yemektir bu nihayet.
Değer mi bunun için
çekersin bunca zahmet?)
Buyurdu: (Duymuştum ki,
Resul'den ben bir kere:
Cennet haram kılındı,
haramdan yiyenlere.
Bu yüzden çok uğraştım,
lokmayı çıkarmaya.
Bunu, tercih eyledim
Cehennemde yanmaya.)
Sonra dedi: (Ya Rabbi,
elimden budur gelen.
Sana sığınıyorum,
kaldıysa bir zerreden.
Ya Rabbi, ben çok zayıf
ve çok aciz bir kulum.
Cehennem ateşine,
dayanmaz bu vücudum.)
Yine bir âlim zata,
gelip bazı ahali,
Oturup, kendisine
sordular şu suali:
(Hazret-i Ebu Bekir,
din-i islam uğrunda,
Malının tamamını verdi
Allah yolunda.
Hazret-i Ömer ise,
yarısını vermiştir.
Böyle yapmalarında,
acaba hikmet nedir?)
Cevaben buyurdu k:
(Hazret-i Ebu Bekir,
Sıdk, yani sıddıklığı
temsil eylemektedir.
Gereği de şudur ki zira
sadık olmanın,
Tamamını vermektir,
elinde olanların.
Hazret-i Ömer ise,
adl’in temsilcisidir.
Onun için malının
yarısını vermiştir.)
|