|
01 - HAZRET-İ EBU BEKİR
(Radıyallahü Anh)
Enes bin Malik diyor ki:
(Eshab-ı kiram
otururlarken Resulullah
da gelip, aralarında
otururdu. Ayağa
kalkmalarına izin
vermezdi. Eshaptan
hiçbirisi, Resulullahın
yüzüne bakamazdı. Yalnız
Ebu Bekir ve Ömer
bakarlardı. Resulullah
da onlara bakar,
karşılıklı gülüşürlerdi.
Karınca dile geldi
Vakta ki o Resul'e, indi
Furkan suresi,
Hatta altmışüçüncü
âyet-i kerimesi,
Sahabe-i kirama okudu
bunu hemen.
Şöyle buyurulmuştu, bu
âyette mealen:
(Onun öyle kulları
vardır ki yeryüzünde,
Vakar ve tevazuyla
yürürler yer üstünde.)
Hazret-i Ebu Bekir, o
günden itibaren,
Önüne bakardı hep,
sokaklarda yürürken.
Derdi ki: Ezmeyeyim,
hiçbir küçük canlıyı,
Bir gün yolda giderken,
gördü bir karıncayı.
Onu ezmemek için,
bilhassa durdu hemen.
O anda biri geldi yanına
Sahabeden.
Onunla konuşurken,
unuttu karıncayı,
Ezip, ta yüreğinde
hissetti bu acıyı.
Onu öldürdüğüne, pek
fazla üzülerek,
Başladı düşünmeye, ben
ne yaptım! diyerek.
O anda, karıncayı
diriltti Hak teâlâ.
Dile gelip, Sıddık’a,
şöyle dedi evvela:
(Ya Eba Bekr, üzülme,
bilmeden ezdin beni.
Hak teâlâ affeder böyle
hata edeni.
Hem de sen üzülünce
haddinden fazla buna,
Seni teselli için, can
verdi Allah bana.
Senin ile konuşmak,
benim için ne şeref.
Çok şükür, bu nimetle
ben de oldum müşerref.)
Enes bin Malik dahi, der
ki: Resul, ekseri,
Bize hep methederdi,
Hazret-i Ebu Bekr’i.
Vakta ki Resulullah, bu
dünyadan göçünce,
Bir defa, kendisini
rüyada gördüm gece.
Bir tabak hurma vardı
önünde o Server'in.
Dedim: (O hurmalardan,
bana da ihsan edin.)
Bana, bir hurma verdi,
ben yine ettim talep.
Bir daha verdiyse de,
ben istedim yine hep.
Ben böyle istedikçe, o,
tek tek veriyordu.
Böylece hurmaların
sayısı (dokuz) oldu.
O esnada, Bilal’in
ezanını duyunca,
Uyandım ve mescide koşup
gittim doğruca.
Hazret-i Ebu Bekir
yapıyordu imamlık.
Sonra, herkes çıkınca,
ikimiz yalnız kaldık.
Dikkat ettim, önünde bir
tabak duruyordu.
Hem aynı tabak olup, içi
hurma doluydu.
Rüyayı hatırlayıp, ondan
hurma istedim.
O, bir tane verince, ben
yine talep ettim.
Resul-i ekrem gibi, o
da, istedikçe ben,
Hurmadan birer birer
verirdi bana aynen.
(Dokuz) adet olunca,
istedim ben bir daha.
Vermeyip, bunda dahi
uydu Resulullaha.
Buyurdu ki: (Rüyada,
sana Resul-i zişan,
Bundan fazla verdiyse,
vereyim ben de şu an.)
|