|
01 - HAZRET-İ EBU BEKİR
(Radıyallahü Anh)
Yol gösterdi onlara
Resulullah, göçünce
ahiret âlemine,
İnanmadı Sahabe,
Resul'ün öldüğüne.
Ehl-i beyt ve Sahabe,
başladı ağlamaya.
O günkü üzüntüyü, güç
yetmez anlatmaya.
Aişe-i Sıddıka ve
ezvac-ı tahirat,
Ağlayınca, bir anda
şaşırdı cümle Eshap.
Ve ne olduklarını, hiç
fark edemediler.
Hepsi, beyinlerinden
vurulmuşa döndüler.
Kimi konuşamadı, aklı
gitti kiminin.
O günkü üzüntüsü,
sonsuzdu her birinin.
Ali bin ebi Talip,
duyunca bunu hatta,
Hareket edemeyip, ölü
oldu adeta.
Hazret-i Osman dahi,
konuşamadı o an.
Hazret-i Ömer’in de,
aklı gitti başından.
Kılıcını çekerek, dedi:
(Dinleyin beni!
Keserim şu kılıçla,
Resul öldü diyeni.)
Eshap bu halde iken,
şaşkın ve müteessir,
Yetişti Hızır gibi,
Hazret-i Ebu Bekir.
Sevgili Peygamberin,
evine koştu hemen,
Örtüsünü kaldırıp, öptü
aln-ı pakinden.
Anlayınca Resul'ün
dünyadan göçtüğünü,
Ağlayıp, nur yüzüne
sürdü yüz ve gözünü.
Ve gördü ki, Resul'ün, o
mübarek cemali,
Çok latif ve parlıyor,
nur saçan ay misali.
Dedi ki: (Anam babam,
yoluna olsun feda.
Sanki hayatın gibi, ne
hoştur mematın da.)
Sonra çıktı dışarı
Resul'ün hanesinden.
Ve doğruca, mescid-i
Nebi’ye geldi hemen.
Gördü ki, Sahabenin
hepsi şaşkın ve bitkin.
Kimi konuşamıyor, aklı
gitmiş kiminin.
Sahabe-i kiramın, geçip
aralarından,
Bir sükunet içinde,
minbere çıktı o an.
Bir konuşma yaparak
bütün müslümanlara,
Herkes şaşırmış iken,
yol gösterdi onlara.
Dedi: (Ey müslümanlar,
Peygamber Efendimiz,
Şu an vefat etmiştir,
bunu böyle biliniz!
Eğer tapıyorsanız
Hazret-i Muhammede,
O da, her fani gibi, göç
etti ahirete.
Eğer Hak teâlâya
tapınıyor iseniz,
O, sonsuz hayattadır,
hiç ölmez, bilesiniz!)
Onun bu sözleriyle,
Eshap geldi kendine.
İnandılar Resul'ün vefat
eylediğine.
Hazret-i Ebu Bekir,
sonra da Al-i İmran,
Suresinden bir âyet
okuyuverdi o an.
Rabbimiz buyurdu ki
mealen bu âyette:
(Muhammed de, Allah’ın
Resulüdür elbette.
Çok Resuller gelmiştir
ondan önce de elbet.
O dahi, onlar gibi
ölecektir akıbet.) |